Hani neredeyse Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer''in İngilizce bilmemesinden dolayı şükür secdesine varacağız. Unutulmuş olması imkânsız. Hadise çok yeni. 10. Cumhurbaşkanının kimliği belli olunca bundan pek hoşnut kalmayanlar burun kıvırdılar. Haklılıklarını isbat için de İngilizce bile bilmediğini söylüyorlardı. Keşki bilseydi; hatta bir değil kabil olsa da üç lisan bilseydi... O ayrı; fakat İngilizce''yi bir dünya dili, Türkçe''yi sömürge dili kabul etmek ayrı.
Bazıları için kendi ana dilleri meramı ifadeden mahrum ikinci sınıf bir lisandır. Zaten Türkler, geri kalmış bir memleketin vatandaşları değiller mi? Bu mantık, aydınlar arasında çok kötü bir şekilde yer etmiş bulunuyor. Bırakınız yabancı ülkeleri. Türkiye''deki konferanslarda da İngilizce konuşmaktalar. Herkesin yaptığı bir tarafa insanı en ziyade rahatsız eden temsil noktasındaki zevatın Türkçe''ye karşı bu kötülüğü işlemeleridir. Genel müdürler, müsteşarlar, bakanlar, başbakanlar, cumhurbaşkanları sadece Türkçe''ye kötülük etmediler. Yaptıkları aynı zamanda millete de hürmetsizlikti. İçerde veya dışarda icra olunan bir toplantıda hep İngilizce konuşulmasına öylesine alışılmış ki doğrusu bu sanılıyor. Halbuki kendi ana diline gereken özeni göstermek, millî şahsiyetin ifadesidir. Koca koca makam sahipleri, her nedense İngilizce bildiklerini gösterme ihtiyacında oluyorlar. Ne kompleks!... Umarız ki Türk Cumhurbaşkanının Bin Yıl toplantısında konuşmasını Türkçe olarak irad etmesi milad sayılır. Bundan böyle bu sömürge zihniyeti terk edilmeli. Ahmet Necdet Sezer, BM kürsüsünden Türkçe olarak seslenince ne kaybedildi? Hiçbir şey.
Nasıl diğer toplantılarda İngilizce bilmeyenler için ânında tercüme yapılıyorsa, Türkçe bilmeyenlere de İngilizce tercüme yapıldı.
Kelimelerin milliyetine kimsenin aldırış ettiği yok. İngilizce bilmek dış dünyada o kadar matah da değil. Bangladeş''in fakirleri de İngilizce dileniyor. Kıymetli olan konuşmanın muhtevası, teklifler, insanlık ailesine katkılar.
Türkçe, ilk defa bir büyük zirvede kürsüye çıktı. Çıkılan yerin Birleşmiş Milletler olması ayrıca değerli. Milenyum Zirvesinde dile getirilen görüşlerden biri de "BM''nin yeniden yapılanmasıdır." Türkiye, yeniden yapılanma fikrinin takipçisi olmalı. BM, II. Cihan Harbi yıllarına hizmet veren statükoda kalamaz, kalmamalı.
Türkçe, BM tarafından tanınmalıdır... Türkiye''nin BM Güvenlik Konseyi üyesi olması da en tabiî hakkı. Bunlar devlet siyaseti. Cumhurbaşkanı, bu iki meseleyi üzerine almalı..

