Kaydet
a- | +A

Kuzeyin karlarla kaplı ülkesi Finlandiya''nın merkezi Helsinki, tarihî günlerinden birini yaşıyor. Poliste izinler kaldırılmış, bini aşkın delege, iki bin dolayında gazeteci, binlerce yabancı misafir şehre renk ve heyecan katmaktalar... Çevrede kar, kafalarda AB zirvesi var. Hava soğuksa da el sıkışmalar hararetli. Benzer heyecanı biz de AGİT dolayısıyle yaşamıştık. Şimdi de bir başka heyecanın serüvenindeyiz. Acaba aday olabilecek miyiz? Dünün demirperde gerisi ülkeleri bile Avrupalı sayılırken Ankara dışlanırsa bunu zor hazmedeceğiz. Zira bu serüven yeni başlamadı. Tarih 1959, tarih 1999. Bu kadar uzun bir zamandır Avrupa''nın kapısındayız. Bizi de aralarına almalarını istiyoruz. Onlar, Müslümanlığımızla nüfusumuzdan ürktüler, bizden bazıları Müslümanlığımızı kaybederiz diye korktular. İşin doğrusu şu ki biz sallarla Rumeli''ye geçtiğimizden beri Avrupalıyız. 700 yıldır oradayız. Kader, on dokuz ve yirminci asırlarda Avrupalı cephemizi bir başka türlü işledi. Harpler, çok büyük ölçüde Avrupa''daki topraklarımızı alıp götürdü. Buna mukabil, Osmanlı Avrupası''nı kaybetmemizden tam yüz yıl sonra 1960''larda yeniden Avrupa''ya girdik. Bu defa onlarla bir hayatı paylaşmak için gidiyorduk. Biz tarihen ve fiilen Avrupa''dayız. Ne var ki bu gerçeği Avrupa''yla dünyanın da kabulü lazım geliyor.

Aday ilan edilirsek tam üyelik müzakereleri gelecektir.. Türkiye için asıl çetin koşu ondan sonra başlıyor. Tam üyelik için Kopenhag şartlarının ifası istenecek, Türkiye''den siyasal ve yapısal reformlar beklenecek. Fikir hürriyeti, insan hakları gibi konularda iyileştirmeler arzulanacak. Kısacası Türkiye''nin a''dan z''ye değişmesi gerekiyor. Avrupalılar''ın mantığı şu: "AB''ye girmek isteyen sizsiniz; dolayısıyle biz size değil, siz bize benzeyeceksiniz." Hadise çok da kolay değil. Hatta diyebiliriz ki Türkiye''nin bin yıl içindeki büyük kararlarından biridir. Aday ilan edilmemize tesir eden faktörler de var... Washington, Türkiye''nin AB''ye girmesini istiyor. Ona göre Türkiyesiz Avrupa ve Avrupasız Türkiye noksandır. Bu söze itiraz eden olabilir. Ancak ABD''nin lehimize baskısı inkâr edilmez bir gerçek. ABD''nin kararlılığı, Marmara depremi, AGİT zirvesi ve Başkan Clinton''ın İstanbul''a gelmesi sonuca götüren sebepler olmuştur. Eğer, komşumuz Yunanistan, bir son dakika kurnazlığı yapmazsa, Helsinki''de adaylığımız ilân edilecek ve yarın İstanbul gazetelerinin başlığı, "Türkiye, aday ülke..." şeklinde çıkacaktır. Aday olmak üye olmak değil. Adaylığa rağmen içeride aynı şartlar devam ederse bu adaylığın sonu gelmez. Aday olup da asil olamamak hiç aday olmamaktan bin beterdir.

Şimdi Türkiye, insanî, siyâsî, iktisadî reformları yapmakla karşı karşıya. Elimizi tez tutup bir ân evvel asil üyeliğe geçmeliyiz. İnsanca yaşama hakkı için bu şart...