Kaydet
a- | +A

"Medya" dedikleri basın veya bizim dün ve Türkistan''ın bugün de kullandığı Türkçe ile matbuatın günün popüler tabiri ile ayakları, televizyon ve gazetelerden ibaret değil. Radyo ve dergiler de var. İnternet dahi aynı kategoriye girebilir ama internet sanki daha farklı bir yerde. Radyolar ilk ric''atten sonra toparlanıp tekrar eski mevzilerini geri aldı. Hatta şimdi eskisinden daha yaygın bir hat üzerinde icrayı faaliyet göstermekte. Ülkemizde tv''lerin, gazetelerin, radyoların problemleri olabilir. Olmaması mümkün değil. Canlının yaşadığı mekân, az veya çok probleme de zemin olur. Ancak... Esas sancı dergicilikte.... Buna "sancı" denebileceği gibi "çıkmaz" da denebilir. Türkiye, dergi satamayan bir ülke. Bazı alanlarda dergiler, babaları "mecmua"ların tirajlarından bile geri. Mesela fikir dergileri, sanat dergileri, edebiyat dergileri... Haber dergileri de çok parlak vaziyette değil. Onlar, aynı zamanda bir suiistimalin içindeler. Kadın etini şehvet pazarına sürerek haber yapıyorlar. Ne kolay gazetecilik!... Haber, kendisi olarak satmalı. Haber dergisi, televizyon ve gazetelerin giremedikleri ayrıntıları dosyalaştırarak konuyu bütün yönleri ile okuyucuya takdim eder. Böyle yapmalı, kural bu. Ne yazık ki kural ya işlemiyor veya dosya şehvet ambalajına sarılarak sunuluyor. Dergiciliğimizde tek başarı, bilgisayar dergilerine ait. Onlar iyi satıyorlar. Fakat bilgisayar dergileri konusunda da endişelerimiz var. Bu dergiler, belli bir alanı aşarak okuyucuya ne kadar kültür köprüsü olmaktalar? Bir gün bilgisayarcıların tüketim toplumunun tuzağına düşüp aldatıldıklarına dair yakınacaklarından korkarız... Satış itibariyle en iyi durumda olan bilgisayar dergileri... En kötüsü ise edebiyat, sanat, fikir dergileri. Bu dergileri, 2-3, 3-5 binlik raporları ile satış yapıyor saymak dahi hayli zor. Acaba niçin 40 milyonluk Türkiye''ye göre 70 milyonluk Türkiye''de daha az edebiyat dergisi rağbet görmekte. Bunun izahı hem zor, hem mümkün değil, hem çok kolay. İç içe geçmiş sebepler yaşanıyor. Bunları açmayacağız. Herkes düşünmeli.

Şu kadarı var ki kabahat sadece okuyucuda değil. Dergi çıkartanlar belki asıl kabahatli. Okuyucunun ne istediğini keşfedemiyorlar. Okuyucu entelektüel bir dayatma ile karşı karşıya bırakılıyor. "Estetik, şiir, san''at hikâye budur, sen de bunu beğenmek zorundasın!" O da beğenmiyor. Okuyucu dergi vadisini terk etmiş durumda. Bu bereketli vadi, acaba tekrar nasıl zenginleştirilebilir? Bu vadi zenginleşir, bu sancı biterse, kafalar ve gönüller zenginleşir. Dergiler okuldur.