1970''li yılların genel seçim kampanyalarında Demirel, kan-ter içinde kürsüden yumruğunu sallaya sallaya kendisini dinleyen binlere sesleniyordu. "CHP demek, garne demektir, guyruk demektir, gıtlık demektir!"
Bir üniversiteli genç olarak AP genel başkanının yaz sıcağındaki bu konuşmalarını mübalağalı görüyorduk.
Evet, İnönü CHP''sinin meşhur karne hikâyeleri ile büyümüştük. Lakin 25 sene sonra tekrar o günlerin tehlikesinden söz etmeyi inandırıcı bulamıyor ve bir seçim kazanma manevrası olarak değerlendiriyorduk. Aldandığımızı çok acı şekilde anladık. Demek millet yani seçmen de bizim gibi düşünmüş ki, fikriyat olarak zaten hep iktidarda olan CHP''yi resmen de yönetime taşıdı. Başbakan, "umudumuz Ecevit"ti.
Ecevit''in başbakanlığı ile birlikte var olan herşey güneş gören kar gibi bir bir eriyip kaybolmaya yüz tuttu. Yağ, un, şeker, ampul, bebe maması, ilâç, tüp gaz, benzin. Ve en mühimi enerji. Her gün elektrik kesintileri yaşıyorduk. Bazen kesilen elektrik, ancak 6 saat sonra geliyordu. Sanayi, ticaret, nakliyat büyük darbe yemiş, ülke karanlığa batmıştı.
Devlet dairelerinde bile kaloriferler yanmaz oldu. Soğuk kış günlerinde Başbakan Bülent Ecevit dahil bakanlar kurulu, paltoları üzerlerinde tir tir titreyerek toplantılar yapabildiler.
İnönü''lü yıllar 1950''lerde bitmişse de, 1975''lerde tam 25 sene sonra tekrar geri gelmişti. Adnan Menderes''li bolluk ve refah yılları, Süleyman Demirel''li yüksek kalkınma hamleleri ardından anlatılması ciltler tutacak kuyruk, yokluk ve karanlık günleri yaşadık. Şimdi de Turgut Özal''lı rüya zamanlardan sonra karanlık devirlerin eşiğindeyiz. Bugün bir numaralı gündem maddesi enerji. Trajedinin sorumlusu olarak yalnızca bir bakanı suçlamak haksızlık olur. 1997''den bu tarafa kimler, hangi partiler, hangi başbakanlar iktidardaysa vebal onlarındır.
Enerjinin kısılması veya tükenmesi ile hayat duracak, yokluklar başlayacak ve yeniden karanlığa gümüleceğiz. Ekmek enerji ile pişiyor, asansör enerji ile çalışıyor, gazete enerji ile basılıyor, ameliyat enerji ile yapılıyor. Elektrik enerjisi, bugün hayatın kalbi mevkiinde. Kalb, durursa hayat biter.
Vatandaş, işittiklerinden hayli tedirgin. İşsizlik, piyasa durgunluğu yetmezmiş gibi, şimdi de ağır enerji krizi. Ardından fay hattı haberleri. Gazetelerin üçüncü sayfa felaketleri.
Tv haberlerinin moral bozuculuğu.
Millî Piyango çılgınlığı... Eylül masrafları ile iyice sarsılan vatandaş, spordaki başarılarla teselli buluyordu. Onu da GS''nin 3. Viyana Bozgunu aldı götürdü.
Neyse ki ileri futbol tekniği ile Beşiktaş var. Ve neyse ki Gürcistan, Bulgaristan, Yunanistan var. Eskiden komşu, komşunun külüne muhtaç imiş. Bugün de enerjisine muhtaç.

