Kaydet
a- | +A

Kimse sonunda bir hapishaneye gitmek için onca zahmet ve masrafa katlanmıyor. Üniversiteler, hür fikre fidelik ederler. Herkes, kendi görüşünü savunur. Liselerde başlayan tartışma ve tezli konuşma fakülte hayatında daha bir yerine oturur ve genç beyinlerde yeni ufuk ve arayışlara yol verir. Burada hırs kadar, tahammül de söz konusudur. Bir bakıma üniversite genç insanın, hayatla ilk yüzleşmesidir. Hayatla ve kendi kendisi ile. Belki de o güne kadar yanılabileceğine o kadar ihtimal vermediği halde üniversitede gerçeğin en katısı ile karşılaşır. Üniversiteli, kitaptan öğrenir, hocasından öğrenir, laboratuardan, kütüphaneden öğrenir. Kendi kendisinden bile öğrenir. Üniversite bir uçsuz denizdir. İlköğretim, lise, sanat okulları... Bütün öncekiler onun içindir, ona hazırlıktır, ona akan ırmaklardır. Bu sebeple, takviye dersler, kurslar, uykusuz geceler, inanılmaz koşuşturmalar yaşanır. Bu sebeple yüz binler her yıl o kapıya toplanır. İlim için, öğrenmek için öğretmek için. Bir meslek düşüncesi bütün bunların üzerine kurulur. Bu anlattıklarımız hemen hemen bütün dünyada bu şekilde cereyan eder. Yakın yıllara kadar bizde de öyleydi. Ne yazık ki yakın yıllara kadar öyleydi. Şimdi öyle değil. Şimdi bazı üniversiteler, ilim neyi emrediyorsa tersini yapmaktalar. Buraları her nasılsa ele geçirmiş bazı kişiler en gaddar gardiyandan beter ruh hali ile zulmetmekteler. Onlar, öğrencilerine hayatı zindan etmekte, üniversiteleri hapishaneye çevirmekteler. Daha doğrusu, kaç yıldır bazı üniversitelerimiz bazı rektörler yüzünden hapishaneye döndü. Allah yardım etsin hem oraya girenlere, hem giremeyenlere. İçi de yakmakta dışı da.

Zavallı üniversitelerimiz... Bir zamanlar anarşiden çekti. Bugün de bazı adaletsiz yöneticilerden.

Üniversitelerimizi batının ortaokulu seviyesine düşürdüler. Üniversiteler boşaldı. Hocalar, zulme dayanamayan, ilimsizliğe ilgisiz kalamayan sorumluluk sahibi akademisyenler, büyük acılarla yuvalarını terk ederek gitmekteler. Bazıları emekli oluyor, bazıları yurt dışına kaçıyor, bazıları daha elverişli üniversitelere naklediyor. En köklü üniversitelerimizse olmuş birer hapishane. Başlarında birer baykuş ötüp durmaktalar. Bakalım onları kim susturacak... Üniversitesinde ilim olmayan bir memlekette ne hayır kalır ki. Kim bunlara eser yayınlamaları gerektiğini, makale neşretmelerinin şart olduğunu hatırlatacak? Bir kaos içinde üniversite elden gidiyor. Bugün üniversitenin kurtuluşu, yöneticilerinden kurtulmaya bağlı.