Kaydet
a- | +A

Başbakan Erdoğan

başkanlığındaki Türk heyeti vasıtasıyla Davos''ta

iki değerli çıkış yaptık. Birincisi KKTC Türklerinin referandumdan çekinmediği, diğeri ve daha ehemmiyetlisi ise yeni bir arabulucu gerektiği gerçeği. Dünya Ekonomik Forumu''nda bir araya gelen BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan''ın görüşmesi, Annan''ı dahi şaşırtacak gelişmelere sahne olmuştur.

Türkiye, Rum tarafı AB''ye tam üye olmadan Kıbrıs ihtilafını halletmek istemektedir. Kalan zaman son derecede azdır, bu yüzden ortaya cesur çıkışlar konmakta, yeni pencereler açılmaktadır. Referandum cesarete, yeni arabulucu ihtiyacı ise açılan

pencereye örnektir. Erdoğan, Annan''a BM temsilcisi Alvaro de Soto''nun yıprandığını, bu itibarla yeni bir

ismin düşünülmesi gerektiğini söylemiştir. Genel sekreter, Türk başbakanını cesaret verici bulduğunu söylemesine rağmen Denktaş faktörüne de temas etmeden geçememiştir. Belli ki KKTC Cumhurbaşkanı, BM Genel Sekreterini bile haylice terletmiştir. Nitekim Annan, Kıbrıs meselesinin kendisini adamakıllı yorduğunu itiraftan kaçınmamıştır. Onun

bu sözleri üzerine Tayyip Erdoğan

Türk tarafının

bütün elemanlarıyla çözümden yana olduğunu

söyleyerek bir bakıma teminat vermiştir. Bu sürpriz çıkışlarla izahların muhatap üzerinde müsbet

tesirler bıraktığı

Kofi Annan''ın Rum tarafı da çözüm için adım atmalıdır mealindeki sözlerinden belli olmaktadır. Dahası da var. Adımlar, ABD''de yankısını buldu

ABD Dışişleri Bakanı Colin Powel, Yunan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu ile telefon görüşmesi yaparak

Kıbrıs Rum hükümeti üzerinde baskı yapmasını istedi.

Bütün bu konuşma, temas ve gelişmelerde en fazla üzerinde durulması gereken yeni arabulucu meselesidir. Çünkü müzakereleri olumlu sonuca bağlayacak birinci isim odur. Annan, değiştirme mevzuunda her ne kadar tecrübe faktörünü ileri sürmüşse de hayır da dememiştir. Böyle bir teklif beklemiyordu. Onun için Türkiye fikrinin takipçisi olmalıdır. Tabii Annan dahil dünya kamuoyunun

teklif edeceğimiz arabulucunun kabul görmesi için arabulucunun bazı şartları taşıması

lazımdır. Birincisi, tarafsızlık, ikincisi de Kıbrıs''ı iyi bilmesi. Bu iki hususun varlığı dahi yetmez. Teklif edilecek ismin ağırlığıyla pratikliğine de bakılacaktır.

Bütün bunlar yan yana geldiğinde Türk hükümeti, bir önceki ABD Başkanı Bill Clinton''ı teklif etmeli diyoruz. Clinton, genç,Türk ve Yunan halklarının ismine sempatiyle bakacağı karizmatik bir şahsiyettir. Annan da razı olur. Zira, de Soto kadar Clinton da

Kıbrıs''ı iyi bilmektedir.