Her şerde bir hayır vardır. Mesut Yılmaz ve Tansu Çiller''in arka arkaya Yüce Divan''a sevk edilmeleri, beraberinde bir usul tartışmasını da getirdi.
Yargının yerini siyasetin alma tehlikesi vardı. En iyisi, hakında yolsuzluk iddiası olan politikacıların başka politikacılar tarafından değil hakimlerce yargılanmasıydı. Bunda mutabakata varıldı. Kötüye kullanılması mümkün bir usul terk edilerek iş ehline bırakılacaktı. Varılan sosyal mukavele ile benzer iddiaların Yargıtay tarafından karara bağlanması üzerinde ittifak edildi.. Evet; böyle bir hayırlı neticeye kapı aralandı ama MHP ne yapmak istedi? Kafaları kurcalayan sual budur... MHP varlığını hissettirme mecburiyetindeydi. Önce onu yaptı. Aynı zamanda ince bir taktiği de hayata geçirme niyetindeydi.. ANAP ve DYP''yi liderlerinin şahsında hırpalayarak iyice merkeze kaymak. MHP bununla da kalmadı. FP''nin kapatılması halinde muhtemel gelişmeleri lehine nasıl çevireceğini de yüksek sesle hesap etti. Bunları yan yana getirirsek iki artı ikinin dört etmesi gibi bir tablo çıkıyor. MHP, gözlemleri ile Fazilet Partisi''nin Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılacağına inanmıştır. Kapatılma halinde de ara seçime değil genel seçime gidileceği sonucuna varmıştır. Bu inanç ve varılan sonuç, işin püf noktasıdır. Siyasi platformda doğan boşluğu, kendi lehine çevirme taktiği. Yılmaz''ın sert çıkması, Bahçeli''nin aynı sertlikle karşılık vermesi bütün bunlardan sonradır. Bu sertlikler cereyan ederken hükûmet de gidip gidip geliyordu. Şayet kavgaya Ecevit de karışsa hükûmet, kesinlikle geçen hafta bitmişti. İlginç olan, bunlar yaşanırken Ağca faktörünün ortaya sürülmesidir. Fatima yalanı ile Vatikan tarafından aklanan Mehmet Ali Ağca, hiç hesapta yokken bir gece apar topar İstanbul''a yollandı? Niçin? MHP''nin önüne kendi mazisi sürülüyordu...yani bir tarihlerde velev ki sempatizan şeklinde dahi olsa uzaktan-yakından bu partiye ilgi duyup da daha sonra kanunsuzluklara bulaşmış kişileri MHP ile ilişkilendirmek? Hadise budur. Uluslararası meçhul güçler, MHP''nin merkeze gelmesinin önünü kesmek istiyorlar, Uluslararası güçler artı Türkiye uzantıları. Açıkçası MHP bir şantajla karşı karşıyadır. Bir zamanlama hatası yapılmıştır. MHP''nin yer yer tabanı çileden çıkartan uyum hali vs. aslında meşruiyet arayışındandır. Onun için Bahçeli mehter yürüyüşünde. Bir önceki hafta iş sarpa sararken şimdi tamamen farklı mesajlar vermekte. Güven problemi bulunmadığından, Yılmaz''ın kabineye girmesine karşı olmadıklarından, hükûmetin devam edeceğinden bahsetti... Gerekçe; istikrar bozulmasın... İki büyük partiyi bertaraf ederek tayin edilen hedefe varmak kolay değil. Bir de işin içine FP''nin kapatılmasına alkış tutuyormuş gibi politik etiğe aykırı görüntü çıktı. Bu elbette muhal ama intiba böyle.
MHP herhalde en büyük yanlışı, hesabını yüksek sesle yapmakla gösterdi. Bir musibet bin nasihatten evladır. Aniden büyük bir kadro ile iktidara gelmek kolay değil. Peki bu hafta ne olacak? Bu haftanın gidişatı geçen hafta sonunda Devlet Bahçeli''nin ortalığı yatıştırma arayışından belliydi. TBMM, Mesut Yılmaz ve Tansu Çiller''i yüce divana sevk etmeyecektir. Artık böyle bir divan da kalmayacak. Komisyon kararları temyize havale edilecektir. Malumunuz, Yargıtay''ın adı Temyiz Mahkemesi''dir. Temyiz''e giden karara halk, "temize sevk edildi" der. Bu itibarla zor sanılan hafta kolay geçecek, Mesut Yılmaz da kısa bir süre sonra kabineye girecektir. Yaz sezonu 57. hükûmetle geçecektir. Öyleyse enflasyon masaya yatırılmalı. Yüzde 50''lik yıllık enflasyon miktarı, kararlaştırılan hedefin çok üzerindedir.

