2000''e girmemize saatler kaldı. Dünyada heyecan, doruk noktasında... Buna bir de binyıl (milenyumun 2001 yılında başlayacağını nedense hemen hemen herkes bilmezlikten geliyor) telaşı eklenince olağanüstü bir dönemde yaşadığınızı hissediyorsunuz.
Bu dönemin en büyük özelliği, değişim. Her şeyin akıl almaz bir hızla değişim sürecine girdiğini
hissediyorsunuz. Bu değişim rüzgarları, umutları gönüllerimizin limanına taşıyor. Pek yakın bir geçmişten farklı olarak dalga dalga iyimserlik yayılıyor, meçhul gelecekten artık eskisi kadar korkmadığımızı hissediyoruz. Tabii bunda başdöndürücü bir hızla gelişen teknolojinin yanı sıra, hangi sebepten olursa olsun, en zıt kutupların bile bir araya gelip birlik, dostluk, kardeşlik kelimelerini telaffuz etmelerinin de rolü büyük...
Biraz şaşkınlık, biraz başdönmesi, biraz burukluk, biraz tefekkür; hal-i pür melalimiz bu...
Şaşırıyoruz. Çünkü, bir anda çehre değiştirmeye başlayan her şey, bize daha önceden planlanmış bir senaryonun parçaları gibi geliyor.
Başımız dönüyor. Çünkü artık küçülen dünyanın birbiri ardınca patlak veren olaylarını takibe yetişemiyoruz. Bunun yanı sıra, uzayda Hubble uzay teleskobunu tamire giden iki astronotun sekiz saat onbeş dakika süren uzay yürüyüşleri, uzayın derinliklerinde "Ooo, manzara harika!" deyişleri bütün düşünce ve hayal sınırlarımızı zorluyor.
Burukluk duyuyoruz. Çünkü, insan hakları diye paralanan Batı dünyasının gözü önünde Rusya, Çeçenler''e soykırım uyguluyor, Grozni''de sivil halk çocuk, bebek, kadın demeden hunharca öldürülüyor. Yardım isteyen çığlıkları yüreğimizin derinliklerinde yankılanıyor. Bunun yanı sıra, Marmara Bölgesini vuran deprem felaketlerinin mağdur ettiği vatandaşlarımız kışta, kıyamette buz gibi çadırlarda yaşam mücadelesi veriyor. Bütün acı ve çaresizliklere son verecek kesin çözümler üretemiyor; hayallerimizle zirvelere tırmanırken gerçekte çaresizliğin çukurlarında debelenmekten kendimizi kurtaramıyoruz.
Tefekküre dalıyoruz... Çünkü yaradılışından itibaren kaderini zorlayan insan''ın
"kendini bilme"ye olağanüstü bir biçimde zorlandığını hissediyoruz. Daha yüksek bilinçlerle varlığımızın gayesini anlamağa çalışıyoruz. Eşyanın hakikatine erme arzusuyla yanıp tutuşarak gönlümüzün derinliklerine dalıyoruz. Kulağımızda cep telefonumuz, elimizin altında bilgisayar vasıtasıyla emrimize amade bir dünya... Dumanlı zirvelerde dolanıp duruyoruz.
Evet, 2000''lerin eşiğinde karmaşık duygular içinde toplandık. Yeni yüzyılın kapısı ihtişamlı bir ışık cümbüşü içinde... Geçmiş yüzyılın acıları ve mücadeleleriyle yorgun düşen yüreğimizde bu günlere ulaşmanın heyecanı, dilimizin ucunda şükür ve hayır duaları...
Bütün amacımız aslında kendimize, bünyesinde zeka ve duyguyu ilâhi bir ilhamla kaynaştırmış insan''a ulaşabilmek...
Parmağımızı büküp yüzyılın kapısına vuruyoruz.
Tık tık tık!
İyi günler!.. Mutlu ve sağlıklı yıllar!...

