Biliyorsunuz, nicedir ekim ayında hükümet değişimi senaryolarından bahsedilip duruluyordu.
Nedense hep istikrarsızlık korkusu taşıyan Başbakan Ecevit bu söylentilere son noktayı koydu.
"Bu hükümetin alternatifi yok!"
Bunun Türkçesi bu hükümete mecburuz demek.
Gerçek demokrasinin yaşandığı ülkelerde iş başında olan bir hükümetin böyle bir iddia ortaya atması bütün muhalefet partilerini ayağa kaldırırdı.
Oysa bizde gerçek bir muhalefetin olduğu bile şüpheli.
Üstelik, Cüneyt Ülsever''in dediği gibi Türkiye''nin sol bacağı kesik. CHP fikir üreteceğine hizipçilik ve başkanlık kavgalarıyla kendi kendini yiyip bitirmeğe devam ediyor. Denenmişler her zamanki gibi inandırıcı yenileşme ve değişme sinyalleri vermeden gündeme geliyor. Böylelikle ne yazık ki eski tas, eski hamam teranesi sürüp gidiyor
Kapatılma tehlikesi ile karşı karşıya olan FP kendi başının derdine düşmüş, çırpınıp duruyor.
Arada bir DYP Başkanı Tansu Çiller ortaya atılıyor ama onun da sesi cılız kalıyor. "Alternatif biziz" demekle iş bitmiyor. Alternatif projelerin üretilmesi, bunun geniş bir platforma yayılması, piyasalarda taze umutlar doğurması ve halkı heyecanlandırması gerekiyor.
Siyaset heyecan istiyor, coşku ve yenilenme istiyor.
Oysa yapılan ne?
Sadece kendi kendini tatmin.
Halkın büyük çoğunluğu vahşi kapitalizmin pençesinde yoksulluğun ve vergi yükünün ağırlığı altında eziliyor.
Esnaf kan ağlıyor.
İşçi ve memur çaresiz.
Hal böyleyken iş başındaki hükümet, bizim alternatifimiz yok havalarına girdi mi umutsuzluğun kör karanlığında herkese hafakanlar basıyor.
Hükümet bu havaya girmekle belki kendi kendine rahatlık sağlıyor ama gelin bir de sesini çıkaramayan, inim inim inleyen halka sorun. Bir dokunup bin ah işitin.
IMF''ye teslim edilmiş bir ekonomi.
21.Yüzyılın başında gündeme gelen elektrik kesintileriyle karanlığa mahkum olan bir Türkiye.
Adaletsiz gelir dağılımı.
Güdük, geliştirilemeyen bir demokrasi anlayışı.
Alternatif yoksa, bunlar sürt git devam edecekse...
Hapı yuttuk!
Uyan ey muhalefet!
Uyan ve alternatif üret!

