Hangi sebeple bilmiyorum (büyük bir ihtimalle şaşkınlık uyandırıcı olayların peş peşe cereyan etmesi olabilir), bilinçaltım bir süredir arabesk bir söyleyişe takıldı kaldı; "ayılana gazoz, bayılana limon"...
Anlamakta güçlük çektiğim bir konuda çelişkiler içine düşüp de mantığım zorlandığında veya abuk şeyler yüzünden kafam şiştiğinde en son çare olarak "ayılana gazoz, bayılana limon" deyip geçiyorum. Anti-virüs programı etkisi yapıyor; düşünce mekanizmam zarar görmekten kurtuluyor.
Siz isterseniz buna pes etmek deyin, ister saçmalamak...
Ama iyi geliyor.
Size de tavsiye ederim.
* * *
Son günlerde televizyonlarda "Enkılmen"diye takdim edilen Reha Muhtar''a plak şirketlerinden şiir kaseti doldurması için teklifler geliyormuş.
Pardon, şiir okumak için sesi iyi kullanabilmek, tonlama, vurgu, durgu, durak nedir, bilmek gerekmiyor mu?
Muhtar''ın şiir döktürdüğü bir meclis düşünün... Dinleyenlerin ne hallere geleceğini hayal edin. Ne dersiniz?
"Ayılana gazoz, bayılana limon!"
Geçelim.
* * *
Galatasaray''ın kazandığı zaferden sonra milli gururumuzun şahlandığı; kırk gün kırk gece şenlik yapmakta kararlı olduğumuz şu günlerde basında tam 138 ülkenin bize vize uyguladığı; bunların içinde Kırıbati, Nauru, Sao Tome-Nevis, Tongo, Papua-Yeni Gine gibi nerde olduğunu bilmediğimiz ülkelerin yalnız normal pasaportlara değil, kırmızı, gri Türk pasaportlarına da vize uygulaması yaptığı haberini okuyunca ne yaparsınız? Sinirlenirsiniz, moraliniz bozulur, başlarsınız ileri geri söylenmeye...
Oysa, serinkanlıklıkla düşünme zamanıdır.
Ama önce: "Ayılana gazoz, bayılana limon!"...
* * *
"32 Büst" diye bir kitap çıkmış. Piyasada satılmıyor. 2000 adet basılıp elden dağıtılmış. Ama eser üzerine yazılanların ardı arkası kesilmiyor.
Dolaylı olarak edindiğimiz bilgilere göre, bu kitapta kültür ve sanat ortamından popüler olmayan 32 kişinin yarı çıplak fotoğrafları üstüne (bu fotoğraflar için yazılmış) uydurma metinler bindirilmiş.
Sanat dediğimiz şey sınırsız bir olay. Bir bakıma çılgınlık da diyebiliriz. Olabilir!
Medyanın, işin ardındaki "sanatsal gaye"yi (!) gözardı edip sadece çıplaklığı algılaması, işi magazin kalıplarına dökmesi çok kişiyi kızdırdı.
Kimileri böyle bir tasarımın popülist kültürü protesto etmek anlamına geldiğini söylüyor, kimileri de ağır bir eleştiri diyor.
Bilemem.
Ben henüz anlayabilmiş değilim.
Sadece nesne olarak ortada görünmeyen bu kitabın rüzgarıyla oraya buraya savrulanları takip ediyorum ve ne mırıldanıyorum tahmin edersiniz;
"Ayılana gazoz, bayılana limon!"...

