Kaydet
a- | +A

İnsan hakları, günümüzün ağırlıklı konularından biri. Her gün çocuk hakları, hasta hakları, tüketici hakları, hayvan hakları gibi listeler üretiliyor. İyi, güzel. Diyorum ki sırası gelmişken, medya için de okuyucu, dinleyici, izleyici hakları belirlensin. Öyle ya, medyadan şu veya bu sebeple şikayetçi olmayan yok. Sade bir vatandaş olarak şikayetlerinizi ilgili kuruluşlara söylediğinizde hı, mı deniliyor ama hiçbir şey değişmiyor. Herkes bildiğini okuyor. Her şeyi eleştiren medya kendisini eleştiri süzgecinden geçirmiyor. Amerikan taklitçiliği, dizilerde ya absürd komediler ya da lüks dekorlu alavere-dalavere yumağı şeklinde tezahür ediyor. Tabii Brezilya taklitçiliğini ayrıca söylemeğe gerek yok.Ya televole tarzı magazin programları? Eleştirile eleştirile artık cılkı çıktı. Ancak, bu konularda daha önce yazdığım için tekrara düşmek istemiyorum. Bugün, üzerinde durmak istediğim konu, akıl almaz paralar kazanan medya destekli ünlülerin aşk ve zamparalık hikayeleri. Şimdiki diziler bunlar. Kanalların haber ve magazin programlarının, gazetelerin ilk sayfalarının baş köşelerini hemen hemen her gün işgal ediyorlar. İşte size birkaç örnek: "Hülya Avşar ve Kaya Çilingiroğlu Ayrılıyor" dizisinden: Kaya''nın Biricik Suden''le olan aşk ilişkisi karşısında "Eğer gözlerimle görürsem (!) Kaya''yı boşarım" diyor Hülya Avşar. Kaya cevap veriyor: Hülya ile ayrılırsak bunu çirkinleştirmeden yaparız." Ya Biricik Suden ne diyor: "Kaya''ya deli gibi aşığım. Onu çok seviyorum. Ayaklarım yere basmıyor. Hiçbir şey umurumda değil. Çünkü çok mutluyum." Karşılıklı söyleşmeler, "Biz iyiyiz. Ayrılacak falan değiliz" gösterileri böyle sürüp gidiyor. Tabii dizi baş köşelerde. Bu nasıl bir aile düzeni? Nasıl "tek eşli"lik? Üstelik, bana ne! Bir başkasına geçelim. "22''lik oyuncuya 42''lik sevgili" başlığı altındaki bu dizi Yönetmen Mustafa Altıoklar ile eski büyükelçi İnal Batu''nun kızı Pelin Batu''nun aşklarını anlatıyor. Altıoklar, Pelin için şöyle diyor: "Bütün aşklarımın toplamı." Pelin de: "Hep platonik aşklar yaşadım. Yürekten dokunmayı (!) ilk defa Mustafa''dan öğreniyorum." Ayrıntılar, dizinin bundan sonraki bölümlerinde... Ama bana ne!

Tatsız boşanma tarzıyla halkın antipatisini toplayan Levent Kırca, uzun bir aradan sonra tekrar gündeme gelmeğe çalışıyor. Ne diyor bakalım? "Artık elli yaşımda olsam da, Oya''nın arkasında azıcık fino köpeği gibiydim. Oya bunu kasti yapmadı, beni ezmek için yapmadı. Bu, Oya''nın suçu değil, benim köpekliğim. Siz bir fino olmazsanız, size kimse köpek muamelesi yapmaz." Bunu, bir pişmanlık gösterisi olarak algılamak da mümkün. Öte yandan Tatlıses''lerin ayyuka çıkan ayrılık şovları... Dedim, dedi çekişmeleri... İyi de. Bana ne! Ben, Meraklı Melahat değilim! Bütün bu zevzekliklerden, dedikodulardan bıktım. Bıktım, evet! Biraz seviye ve saygı istiyorum...