Kaydet
a- | +A

Avrupa Birliğine aday ülke olarak girişimiz iyi mi oldu, kötü mü oldu? Şimdi milletçe bunu tartışıp duruyoruz. Kimileri Türkiye''nin yeni ufuklara taşınacağını, parlak bir vizyona sahip olacağını düşünüyor, kimileri de zayıflayacağımızı, silikleşeceğimizi, "bizim", "biz" olmaktan çıkacağımızı söylüyor.

İlk bakışta tarafların haklı gibi göründükleri hususlar var. Ancak, gözden çıkarılmaması gereken durum; artık dönüşü olmayan bir yola girdiğimizdir. Bence, bundan sonrası için ne yapmamız gerekiyor; planlı ve programlı olarak bunlar düşünülmelidir.

Ayrıca, bu, herkesi ilgilendiren bir konu. Herkes, bu konuda düşünmeye, kendini gözden geçirmeye ve sorumluluk duymaya alıştırılmalıdır. Ülkenin en tepesindekinden en sıradan vatandaşa kadar herkes takkesini önüne koyup düşünmelidir.

En büyük korku "bizim", "biz"olmaktan çıkacağımız ise, duralım ve halimize bakalım. Biz, gerçekten biz miyiz?

Sürekli çatışma içinde olan, evde, işte, sokakta gergin, birbirine karşı sevgisiz, tahammülsüz, hatır, gönül dinlemeyen, bencil ve çıkarcı insanlar... biz miyiz?

Aynı apartman içinde birbirini tanımayan, merdivende, asansörde karşılaştıklarında dahi birbirini selamlamayan, saygısız, sevgisiz ve düşüncesiz komşular... biz miyiz?

Trafiği keşmekeşe döndüren, ters yönlerde ilerleyerek başkalarının önüne geçmeye çalışan, insan hayatını hiçe sayan, kural, kaide tanımayan, kırmızı ışıkta duranları dövmeye kalkan sürücüler... biz miyiz?

Makam ve iktidarı şahsi çıkarları için elde etmeğe çalışan, milletin ıstıraplarına kayıtsız, milletten kopuk siyasiler... biz miyiz?

Mesleğini hakkıyla yapmayan, kaytarmacı, nemelazımcı, hileci, dedikoducu, adam kayırmacı çalışanlar... biz miyiz?

Cadılar Bayramı, Noel kutlamaları, Noel Baba gibi Batı kültürüne ait olan gelenekleri kültürümüze yamamaya çalışan, uyuşturucu müptelalığı, satanizm gibi illetlere kapılan içleri ve bahtları kara şu gençler... biz miyiz?

Bayramlarda dahi birbirinden kaçan, birbirinden kopuk, birbirine merhametsiz akrabalar; şu, çocuklarına manevi değerleri aşılayamayan, onları içleri kof; kimliksiz ve kişiliksiz yetiştiren ebeveynler... biz miyiz?

Sürekli olarak didişip duran, karşılıklı sevgiyi ve saygıyı yitirmiş, evliliğin kutsallığına aldırmasız eşler... biz miyiz?

Deprem felaketini bile ranta döndürmeğe çalışan, şu duygusuz, duyarsız çıkarcılar, şu halkı korkutup korkutup her biri bir hasar tesbit şirketine büyük paralarla kapılanan bilim adamları... biz miyiz?

Biz gibi görünüyoruz.

Ama biz miyiz?

Biz, bu muyuz?

Ben derim ki, hiçbir birlikten korkmayalım. Hatta, insanlıkla kucaklaşmak için her türlü birlik içinde olmağa çalışalım.

Ama gerçekten "Biz" olarak. Bütün dava bunu becerebilmek bence...