Kaydet
a- | +A

Başlığın size bir şarkıyı hatırlattığını biliyor, geri kalan kısımları kendi kendinize mırıldandığınızı duyar gibi oluyorum. Başbakan Ecevit, eşiyle el ele, can cana, omuz omuza geçen ellibeş yıllık mutlu evliliğin sırrının "sevgi" olduğunu açıkladığında benim de ağzımdan ilk çıkan sözler bunlar oldu. Bu ne sevgi ah! Televizyon kanalları bu evlilik yıldönümü münasebetiyle Ecevitlerin her yerde el ele görüntülerini birbiri ardınca verirken Ecevit''in o meşhur "El Ele Büyüttük Sevgiyi" şiirini hatırladım. İlk okuduğumda çok hoşuma gitmiş, not defterlerimden birine kaydetmiştim. Siz sevgili okuyucularımla paylaşmak için üşenmeden bulup çıkardım. Birlikte okuyalım: Birlikte öğrendik seninle Avucumuzda yüreği çarpan Kuşa sevgiyi El ele duyduk kumsalda denizin Milyon yılda yonttuğu

Taşa sevgiyi Tırtılları tanıdık seninle baharda Tırtılken daha sevmeyi öğrendik Sevgiden üreyen kelebeği Toprağı evimiz gibi sevdik seninle Birlikte sevdik kuru toprakta Ev küren köstebeği Acısıyla sevinciyle sevdik Yazıyla kışıyla sevdik Köy köy, ülke ülke Gökler gibi sardı dünyayı Yağmur gibi sızdı dünyaya Dünya kadar oldu sevgimiz El ele büyütüp el ele verdik El ele derip insana verdik Verdikçe çoğalan sevgimizi Aşkın, sevginin evlenmekle bittiğini iddia edenler bu şiiri çok iyi okumalı. Gerçek sevginin insanı ne kadar büyüttüğünü, anlamlı kıldığını, evliliği, aile düzenini nasıl taçlandırdığını düşünmeli. Ecevitlerin çocukları yok ama birleşmiş iki kocaman yüreğin sürekli ürettiği mana zenginlikleri, yenilenip duran sevgi evrenleri var. Kendisiyle yapılan bir röportajda Ecevit''in ellibeş yıllık eşine bakarak "Ölümden korkmuyoruz, ama bizi üzen bir gün ayrılacak olduğumuz!" dediğini hatırlıyorum. Gözlerim dolmuştu. Ecevit''in siyasi kariyerinden çok, bu sevgi adamı yönüyle ilgileniyorum. Artık şu meşakkatli siyasi hayatı bıraksa da, şiirle, bilgelikle uğraşsa diyorum. Bundan sonra siyasetçi Ecevit''ten çok, şair ve bilge Ecevit''in insanlara sevgi ve sevgiyle yaşamak konusunda öğreteceği o kadar çok şey var ki... Sizin de tercihinizi soruyorum; kararname krizleriyle çöken, gerilen, titreyen bir Ecevit mi, sevgi kelimesini telaffuz ettiğinde dikleşen, munisleşen, gözlerinin içi parlayan bir Ecevit mi? Hangisi?