Kaydet
a- | +A

Bir gencin intiharını duyduğumda içim tarifsiz kederlerle doluyor. Bir eğitimci olarak herkesi, her şeyi sorgulamak ihtiyacını duyuyorum.

I7 yaşında intihar eden Alman Lisesi öğrencisi Ceylan''ın gazetelerdeki güleç, sağlıklı görünümlü resimlerine bakıyorum. Kafamda birbirine zincirlenmiş yüzlerce "Neden?" uzayıp gidiyor.

Resimlerden biri Türkiye Tenis Şampiyonu olan Ceylan''ın elinde kupası ve plaketiyle çekilmiş pırıl pırıl bir gülüşle poz verişini gösteriyor. Bu güzel kız neden satanizme ilgi duysun? Onun aydınlık yüzünde şeytanla yakınlığın izleri yok.

Belli ki hassas, ince bir ruhu varmış. 17 Ağustos depreminden etkilenmiş. Üzüntü ve korku, yaşama direncini yitirmiş. İki kez intihar girişiminde bulunmuş. Rahatsızlığına şizofren hastalığının bir benzeri olan "major depresyon" tanısı konmuş. Bunda 17 Ağustostan beri medyada sürekli olarak üretilen deprem senaryolarının ve bunların körüklediği korkunun rolü olamaz mı?

Genç intiharlarının en çok yaşamın anlamını bulamamaktan ve yaşamı fazla sorgulamaktan kaynaklandığını belirten psikiyatrist Doç. Dr. Kültegin Ögel; "Bu yaşlardaki gençlerin en büyük sorunlarından biri, geleceklerinin kafalarında net olmaması. İleride ne yapacakları belli olmayan, hiçbir şey istemeyen gençlerin intihar eğilimleri artabilir. Gençlerin hayattan beklentilerini ve zevk almalarını sağlayacak şeyler arttırılmalıdır" diyor. Bu genel değerlendirme doğrultusunda, ona maddi olarak iyi baktıklarını söyleyen ailesi acaba bu talihsiz gencin ruhi ihtiyaçlarını anlayabildi ve karşılayabildi mi?

"Her şey sanaldır. Tek gerçek Dolar''dır" diyenlerin çoğunluğu oluşturduğu günümüz sevgisiz ve kavgalı toplumunun, "içinde aşk ögeleri bulunduğu ve haksızlıklara karşı başkaldıran bir sanat dalı" olduğu için heavy metal ve rock müzik dinlediğini söyleyen Ceylan''ın hayata karşı başkaldırmasında payı yok mudur?

Öte yandan Ceylan, ölüme kanat açıp "uçmak" için neden okulunun damından atlamayı seçti? Bununla bilinçli veya bilinçsiz olarak vermek istediği mesaj neydi?

Okul yöneticileri "Ceylan kendi sorunları yüzünden intihar etti" derken bir öğrencinin davranış biçimini eğitimin bütünlüğünden nasıl soyutlayabiliyor? Durumu incelemek, anlamağa çalışmak varken neden bu dramatik intihara ferdi bir olay gözüyle bakıp bir kenara çekiliyor?

Basında çıkan haberlere göre Ceylan''ın babası kızını bütün seçimlerinde özgür bıraktığını belirtip ölüm olayını da bir seçim olarak değerlendirerek buna saygı duyduğunu söylüyor. Bir çocuğu yaşamakla ölmek arasında hassas bir dengede yalnız bırakan böylesi bir demokratlığı anlamakta güçlük çekiyorum. Gerekli donanım hazırlanmadan sunulan özgür hava acaba genç kıza fazla mı ağır gelmiştir?

Evet, günlerdir kafamda böylesi sorular dönüp dolaşıyor.

Bir gencin ölümü seçişini kabullenemiyorum.

Bir açıp bir kapayan, bir ısınıp bir soğuyan istikrarsız havaya bile sorgulayarak bakıyorum. Bir genç fidanın kendi kendini hayattan koparmasından herkesi ve her şeyi sorumlu tutuyorum açıkcası...