Cumhurbaşkanı sayın Ahmet Necdet Sezer''in, makama geçtikten sonra devam ettirdiği; köşk içinde olağanüstü tasarruf tedbirleri almak, görkemli karşılama törenlerini kaldırmak, alışverişe çıkmak, hastanede sırasını beklemek gibi davranışlar her ne kadar basın tarafından garip karşılanıyorsa da itiraf etmeliyiz ki bunlar, farklı bir cumhurbaşkanıyla karşı karşıya olduğumuzun göstergeleri.
Eski cumhurbaşkanlarından rahmetli Turgut Özal da farklı bir cumhurbaşkanıydı. Kendisinin de itiraf ettiği ve alışılmasını öğütlediği bu farklılık, popülist ve medyatik bir karakter arzederdi. Oysa Sezer, medyatik olmaktan ve popülist davranışlardan, basınla içli dışlı ilişkilerden ısrarla kaçınıyor. Bütün çevrelere eşit uzaklıkta durmaya özen gösteriyor.
Siyasilerle içli dışlı olmaya alışmış bazı basın mensupları bu durumu yadırgıyor, Sezer''i eleştiri yağmuruna tutuyor. Ama o, bu eleştirilere kulak tıkıyor. Tutum ve prensiplerinden taviz vermiyor. Maksadı halktan puan toplamak veya gösteriş mi? Hayır!
Cumhurbaşkanımız, farklılığını sessiz sedasız sürdürürken aslında hal diliyle konuşuyor, birtakım mesajlar veriyor.
Tabii anlayana...
Ben, şahsen anlamağa çalışıyorum.
Normal bir vatandaş olarak sayın Sezer''in insanlarımızın gösteriş merakından, lüks ve konfor düşkünlüğünden, israftan, kural tanımazlıktan, siyasilerin bir makam elde ettiklerinde havalara girmelerinden; hemen halk ile aralarına set çekmelerinden, diz boyu saygısızlıklardan, adam kayırmalardan, ikiyüzlülüklerden şimdiye kadar çok ama çok rahatsız olduğunu düşünüyorum.
Cumhurbaşkanlığı makamına geldikten sonra bu görevin önemini ve müstesnalığını herkesten iyi bilen adil bir kişi tavrıyla topluma örnek olmağa çalışıyor. Çünkü ciddi bir örneğe ihtiyacımız var.
Şimdi, bu kanaat doğrultusunda bize şaşırtıcı gelen davranışlarıyla vermek istediği mesajları okumaya çalışalım:
Kırmızı ışıkta durmak: "Toplum düzeni, yerleşik kurallara ve yasalara tam bir riayetle sağlanır. Herkes istisnasız bir şekilde buna uymalıdır."
Köşkte tasarruflar: "Adil bir gelir dağılımının olmadığı ülkemizde bazıları geçim sıkıntısı çekerken, bazılarının sorumsuz bir şekilde har vurup harman savurmağa vicdanen hakkı yoktur. Devlette her kuruşun hesabı verilmelidir."
Hastanede sıra beklemek: "Hukukun üstünlüğünün hakim olduğu bir toplumda, herhangi bir torpil arayışı içinde olmadan herkes sırasını beklemesini bilmelidir."
Görkemli törenlerden kaçınmak: "Hangi pozisyonda, hangi mevkide olursanız olun, mütevazı davranmak, görevleri karşılamalar yüzünden aksatmamak gerekir."
Alışverişe çıkmak: "Ben, halktan biriyim"
Bence cumhurbaşkanımızın diğer siyasilerden en büyük farkı, bizden biri olduğunu her fırsatta hatırlatması.
Evet, bize örnek olan.
Bizden biri...

