Biz, tarihî bir nesil olduk. Öyle ya, son yirmibeş yılda çok önemli olaylara tanıklık yaptık.
"Güneş tutulması bunların en önemlisi, en çarpıcısı... Yalanı yok, sahtesi yok, tekrarı yok!
Biz, bu güneş tutulmasına tutulduk.
Mikrokozmosdan makrokozmosa geçtik; sığ dünyalarımızdan sıyrılıp o muhteşem evrene kanat açtık.
Hayranlığın doruklarına çıktık.
"Tek bildiğim, hiçbir şey bilmediğimdir" sözünün tuzağına düştük.
Teknolojinin ve bilimin doruk noktasında ilkel korkularımızı dürttük.
Meçhul''ün sınırsızlığında irkildik.
Doğanın ihtişamı karşısında titredik.
Bütün ekonomik kaygılardan ayrılarak "küreselleşme"yi mana boyutunda yakaladık.
Bütün dünya insanları, aynı gün başımızı göğe kaldırdık.
Aynı noktaya baktık.
Aynı coşkuyu duyduk.
Aynı anda metafizik düşüncelere daldık.
Tek''in parçaları olduğumuzu aynı anda derin bir sarsılışla idrak ettik. Sıla özlemiyle burkulduk.
Tam tutulma başlamadan önce sinsi sinsi bizi kuşatan saydam gölgenin verdiği ürpertiyle "kıyamet"in nasıl bir şey olabileceğini az buçuk sezinledik.
O soğuk esintide "evrenin ruhu"nu hissettik. Bize, birileri, olmasını istediğimiz şeylerin gerçekleşmesini evrenin ruhunun da destekleyeceğini söylediği için isteklerimizi tekrarladık. Garip bir şekilde yerden çok gökyüzüne ait olduğumuzu hissedip başımızı daha bir teslimiyetçi ruh hali içinde gökyüzüne kaldırdık. İlahi bir ritmle kol kola, can cana danseden Güneş''i ve Ay''ı heyecanın doruklarına tırmana tırmana seyrettik.
Böylesine göz alıcı, böylesine mükemmel, böylesine akıl almaz bir düzen kuran Allah''a karşı imanımızı tazeledik.
Gün ortasında geceyi yaşarken "zaman" kavramı üstünde tekrar tekrar düşünmemiz gerektiğini anladık.
Bilim yolunda dev adımlarla ilerleyen insanın bu tutulma olayını dakika dakika, saniye saniye önceden tesbit edişine hayran kaldık.
İnsana bir kere daha inandık. Ona neden "yaratılmışların en şereflisi" dendiğinin sırrını kavrar gibi olduk.
Hasılı, bu "tutulma" bizi tuttu, şöyle bir silkeledi.
Bu olayda düşünenler için büyük hikmetler ve ibretler vardı.
Düşündük...
Söz, âciz kaldı...
Secdeye vardık...

