Kaydet
a- | +A

Kendisine gerekli ilgi ve ihtimam gösterilmeyen, istekleri yerine getirilmeyen; dolayısıyle sevilmediği zannına kapılan bir çocuk, durup durduğu yerde çok hoşuna giden bir hediyeyle karşılaşınca ne yapar? Önce sevinir, sonra şaşırır değil mi? Yüzde onluk gülünç maaş zammının psikolojik travmaları içinde olan bizim memur ve işçiler de hükümetin iki günlük sıcak tatili kararından sonra önce sevindiler, sonra şaşırdılar. "Bayram değil, seyran değil; eniştem beni niye öptü?" hesabıyla işin içinde iş arama havasına girdiler. Geçim feryatlarına kulak tıkayan, hemen hemen hiçbir konuda kendilerine karşı şeffaf ve şefkatli davranmayan yönetimin bu kararı almaktaki gizli nedenleri araştırmağa koyuldular. Kulaktan kulağa yayılan, giderek bütün toplumu saran dedikoduların başında deprem ihtimali geliyordu. Sözüm ona aşırı sıcaklar dolayısıyla fay hatlarında hareket gözlemlendiği konusunda duyumlar alınmıştı ve bu durum, halktan gizleniyordu. Diğer bir söylentiye göre hükümet bu kararı memur ve işçilerin yüzde onluk zam öfkesini bastırmak için almıştı. Ama bu ihtimaller içinde deprem konusu ağır bastı. Küllenen korku bütün şiddetiyle alevlendi. Basın da meselenin üstüne üstüne gidince durum anlaşıldı. Başbakanlık müşteşarlığı "hazırlıklıyız" görüntüsü vermek için valiliklere deprem genelgesi göndermiş. Buna parelel olarak İstanbul Valiliği de yayınladığı bir genelge ile kamu kuruluşlarında bir hafta içinde tüm deprem hazırlıklarının gözden geçirilmesini ve 24 saat çalışma sistemine geçilmesini istemiş. Tabii herkeste panik... Yetkililerin korkuya mahal olmadığı şeklinde bütün beyanlarına rağmen kimse yatışmıyor, yatışamıyor. Topluma karşı hep ketum ve kapalı davranan yöneticilere ne yazık ki kimse güvenemiyor. Ülkede gerçek istikrar halkın güvenini sağlamakla kazanılır. Keşke yöneticiler bu hususta samimi bir gayret gösterseler; biraz da açık olabilmeyi deneseler...

Arayış Deniz Akkaya isminde bir manken var; Allah için boylu boslu ve güzel bir hanım... Mesleki başarılarından ziyade yaşadığı aşk ilişkileriyle paparazilerin gözdesi... Hangi gazeteyi açsanız, TV''de hangi magazin programına baksanız karşınızda... Herkesin özel hayatı kendine ama bu özel hayat, öylesine genel yaşanıyor ve gözümüze gözümüze sokuluyor ki ister istemez bir iki laf söyleme ihtiyacı hissediyorsunuz. Bu manken(!) hanım, şimdi Taksim''de gay barlarında dolaşıyormuş. Soranlara "arayış" içinde olduğunu söylüyormuş. Hayatın sillelerini yemediği anlaşılan bu hanım, kendini arıyor ve olgunluk kazanmak istiyorsa ona naçiz tavsiyelerim olacak. Lösemili çocukların tedavi gördükleri klinikleri ziyaret etsin, hayır derneklerinde çalışsın, darülacezedeki muhtaç insanlara yardımda bulunsun, huzurevlerinde ziyaretçi bekleyen yaşlıların gönlünü alsın, depremzedelerin dertlerini dinlesin... Bu tür arayışlar yaşam standardına, dünya görüşüne uymuyorsa Yunus Emre''nin "Bir ben vardır, bende benden içeri" sözünün anlamı peşinde koşsun.. Yapabilir mi? Yapamıyorsa o zaman "arayış"tan falan bahsetmesin!

Ali Kırca Geçtiğimiz hafta evinin asansör boşluğuna düşüp yaralanan ve tedavi altına alınan ATV kanalının başarılı spikeri Ali Kırca''ya geçmiş olsun diyor, acil şifalar diliyorum.