Kaydet
a- | +A

Şu papa 2. Jean Paul, enteresan bir zat. Ekranda gördüğünüzde dünyadan elini ayağını çekmiş, ahiret alemine dalmış bir piri fani sanırsınız. Ama hiç öyle değil!.. Bilakis, dünyanın gidişatıyla yakından ilgili. Üstelik dünyadaki yeni sisteme uyum sağlamaya çalışıyor. Hatırlayacaksınız, geçenlerde kilisenin geçmişteki hatalarından dolayı özür dilemesi bütün dikkatleri üstüne çekmiş, dünya liderlerinin bir kereye mahsus da olsa kendilerini şöyle bir eleştiri süzgecinden geçirmelerine öncülük etmişti.

Papanın bu bağlamda dikkat çeken son davranışı, 1 Mayıs''ta Roma''nın dışındaki Ter Vergata meydanında düzenlenen organizasyondaki ayinde Hıristiyan alemine "ekonomik ve sosyal dengesizliklerle adaletsizlikleri düzeltin" mesajını vermesi...

"Komşusu açken tok yatan bizden değildir" diyen peygamberimiz Hz. Muhammed de bu sözüyle yüzyıllar önce sosyal devletin ana ilkesini işaretlemiyor muydu?

Sonu hüsranla biten sosyalizm tecrübesi geçirmiş kitlelerin 1 Mayıs gösterilerinde dünyanın yeni düzenini protesto ederken dile getirmeye çalıştıkları ortak istekleri nedir?

İnsanca yaşamak, refah, fırsat eşitliği, adalet, emeğe saygı, gelecek güvencesi... Yani, vicdani uyanış değil mi?

Sosyalizm insan gerçeğine ters yapısıyla bunu başaramadı.

Kapitalizm başaracak mı?.. Mevcut durum hiç de iç açıcı sinyaller vermiyor.

Gelişmiş ülkelerin kendi aralarında birleşerek geri kalmış ülkeleri daha bir köşeye sıkıştırma politikaları, Amerikan halkının tokluk sancıları çekerken Etyopya''da çocukların açlıktan kadavraya dönmüş hazin görünümleri kitleleri haliyle isyana sürüklüyor.

21. Yüzyıla girerken egemen olan kapitalizmin vahşi ve yırtıcı hüviyetinden sıyrılarak mutlaka insani bir hüviyet kazanması gerekiyor. İktisatçılar bunu ister tam kapitalizm, ister akılcı kapitalizm diye adlandırsınlar... Biz kitlelerin fotoğrafını anlamaya çalışırken acil sosyal tedbirlerin alınmasını gerektiren vicdani uyanışların gerçekleşmesi zorunluluğu üstünde duruyoruz.

Yani komşusu aç yatarken sadece kendi tokluğunu gözetenlerin hakim olduğu her sistemi gayriinsani buluyoruz.

Dünya Bankasını ve IMF''yi reddetmek çözüm değil.

Her şeyin satılık metaya dönüştürüldüğü dünyada ekonominin rotasını belirleyen egemen güçlerin, kitlelerin daha yaşanılır bir dünya, sosyal tedbirlerin yaygınlaştırılması, insana ve emeğe saygı, hakça bölüşüm özlemlerini mutlaka ama mutlaka göz önünde bulundurmaları gerekiyor.

Arsız ve doymak bilmez egolarla kızıştırılan "hep bana, hep bana" hırsı bir yana bırakılıp toklar açları kollayacak, güçlüler zayıfları koruyacak...

Egemen güç "insan sevgisi" olacak.

Başka çare yok.