Küreselleşmeye yelken açan yeni dünya düzeninde inisiyatifin büyük ölçüde sivil toplum örgütlerinde olacağı söyleniyor. Marmara Grubu Vakfı''nın profesyonel düzeyde tertiplediği 3. Avrasya Ekonomi Zirvesi paralelinde gerçekleşen "Avrasya Yönetici Kadınlar Kongresi"ne katılmış olsaydınız sivil gücün ne derece etkin bir rol üstlenlendiğine ilişkin inancınız pekleşirdi.
Türk Devletlerine ilaveten Kafkasya, Balkanlar, Güneydoğu Avrupa''yı ve Orta Asya''yı kapsayan bölgedeki 17 devletten katılımcıların; ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Rusya Federasyonu, Japonya gibi 15 ülkeden de gözlemcilerin davet edildiği Kongreye ilgi büyüktü.
Politika, basın, hukuk, sanat ve ekonomi sektörlerinde üst yönetici kadrolarına ulaşmış kadınlar, yaptıkları konuşmalarda yönetimlere ve karar mekanizmalarına kadınların katılım oranının yüzde elliye ulaşmasını vurgularlarken 21. yüzyıla kadın damgasının net bir biçimde vurulacağı gerçeğinin altını çizdiler. Yaşamboyu gönüllülük sloganıyla, hukukun üstünlüğüne dayalı, verimlilik+rekabet+saydamlık şeklinde formüle edilen yeni toplum düzeninde entellektüel güce, bilgi gücüne dayanan bir tavır içinde toplumsal sorunlara eğildiler, iç ve dış ahengin sağlanmasında ve sürekli barış tesisinde kadının hayati rolü üstünde durdular. Kadınların kanun önünde erkeklerle eşitliklerinin toplumsal boyutlarda hayata geçmesi gerekliliğini savundular. İnsan Hakları Platformu Başkanı Müjgan Suver''in temenni ettiği şekilde ayrı ayrı birer durgun su olmaktan vazgeçip birleşerek gürül gürül bir akarsu haline gelebileceklerinin sinyallerini verdiler.
Bizde kadın hareketi dendiği zaman genelde feminist yaklaşımlar ve başkaldırılar anlaşılıyor. Kongrede böyle bir yaklaşım ve tavırlar sergilenmedi. Özgürlüklerin ve bireyselleşmenin asıl olduğu yeni dünya düzeninde kadın, bir insan olarak sorunlarını ortaya koydu ve sorumlu bir birey olarak toplumsal kalkınmada, mutlu ve huzurlu bir dünya düzeni oluşumunda erkeklerle eşit şartlarda neler yapabileceğinin yollarını araştırdı.
Beni en çok hepsi kendi alanında sivrilmiş bu kadınların kendilerine olan güvenleri, azimleri ve inançları, bir araya gelmekten, bir ülkü etrafında samimiyetle birleşmekten duydukları heyecan etkiledi. Yarınların daha güzel olabileceği konusunda umutlarımı güçlendirdi.
Öyle ya, merkezi kendi dışında olan, ancak birilerini mutlu ettiği zaman mutlu olan; yapısında özveri cevheri taşıyan kadın, evinde sağladığı düzeni toplumsal alanda da pekala sağlayabilir. Yeter ki o kendine inansın, çevresi de ona inansın!.. Ve toplumun yeniden yapılanmasında kadın-erkek, eşit bir sorumluluk taşısın. Bizimki gibi kadın yönetici sayısının çok az olduğu erkek ağırlıklı toplum için bu, hayati bir önem taşıyor.
Kongre, böylesi bir anlayışı ve tavrı vurguladığı için bence çok başarılı geçti. Kongreye katılan yerli-yabancı bütün üyeler gibi bir daha ne zaman bir araya gelip gücümüzü pekiştireceğiz diye sormaktan kendimi alamıyorum.
Kongreyi tertipleyen Marmara Grubu-İnsan Hakları Platformu Başkanı Müjgan Suver''i ve bütün emeği geçenleri kutluyorum. Başarılarının devamını diliyorum.

