Hatırlayacaksınız, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, AGİT
toplantısını Mehmet Akif Ersoy''un: "Tarih", tekerrür diye tarif ediyorlar; /Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi?" dizeleriyle açmış; kapanışı da Nazım Hikmet''in: "Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür/Ve bir orman gibi kardeşcesine..." dizeleriyle yapmıştı.
Bu, anlayanlar için kültür ve edebiyat hayatımızda inkar edilemez etkileri olan mümtaz şahsiyetlerin
etrafında siyaset yapmaktan, fırtınalar koparmaktan vazgeçilip; onların, "kültürel değer" olarak ortak hafıza ve vicdanda yerli yerine oturtulması gerektiğinin resmi yollu ikazıydı.
Ama anlaşıldı mı?
Sanmıyorum.
Geçtiğimiz günlerde büyük şair Mehmet Akif Ersoy, ölümünün 63. yılında anıldı. Dikkat ederseniz, onun için anma toplantıları, konferanslar, açık oturumlar düzenleyenler; hakkında yazı yazanlar yine belirli kesimin insanlarıydı.
Niçin?
O, bizim İstiklal Marşımızın şairi değil mi?
O İstiklal Marşı ki, hepimizin...
Dolayısıyle, şairinin bütün kesimlerde, ön yargılardan arınmış, objektif bir değerlendirme tavrı
içinde (artık layıkıyla anlayarak) anılması, anlatılması gerekmez miydi?
İster istemez Akif''in gönül tellerimi sızlatan bir resim altı kıtasını hatırladım:
Toprakta gezen gölgeme toprak çekilince, Günler bu heyulayı da ergeç silecektir. Rahmetle anılmak, ebediyyet budur amma;
Sessiz yaşadım, kim, beni nerden bilecektir?
2000''lerin dünyasında en çok telaffuz edilen kelimeler; bilgi, bilimsellik, anlayış, hoşgörü, özgürlük, kardeşlik, barış, dostluk, sevgi, birlik...
Bunlar artık heves ve temenniden öteye hayatımızın ilkeleri olmalı.
Oktay Ekşi, Hürriyet'' de, yeni yılın ilk yazısında bunların dışında çok ama çok önemli bir hasletten bahsediyor; kadirbilirlik... "Kadirbilir" olmanın "uygarlık" demek olduğunu vurgulayarak şöyle diyor; "Kadirbilir olan kişiler de, uluslar da büyük olur." Öte yandan, İsmet Solak, "Sevgiye Dönelim" başlıklı yazısında: "Örgütlenmenin ve dayanışmanın başarısı bilim ve fen kadar sevgi ve saygıdan geçiyor. Bilim, gerçeğin ışığıdır. Önce, aydınlığı arayıp bulmalıyız. Aydınlığın kapısını sevgi açar. Milenyumda sevgiye sarılalım. Barış ve kardeşlik için bir olalım, birlik olalım."
Niyetler iyi, sözler güzel, temenniler hayırlı... Can u gönülden katılmamak mümkün değil.
İyi de, artık bunlara hayat verelim; önyargılardan arınmış bir beyinle bilgilenelim, bilimsel davranalım, adaletli, insaflı ve kadirbilir olalım; kendimizle ve geçmişimizle barışalım.
Bizi "biz"yapan değerleri anlayalım; seçkin ölüler üzerindeki ipotekleri kaldırıp hep birlikte onları tarih çerçevesi içindeki yerlerine saygıyla oturtalım.

