Şimdiye kadar televizyon kanallarında hiçbir diziyi düzenli olarak takip edemedim. Ama Levent Kırca-Oya Başar grubunun "Olacak O Kadar Televizyonu" başlığı altında sundukları sosyal içerikli mizah programlarını kaçırmamağa özen gösterdim. Bu program bunca yıl bu kadar tutulduysa bunda başta Oya Başar ve Levent Kırca olmak üzere gruptaki her oyuncunun rolünü canla başla, özveriyle oynamalarının rolü büyük. Bunu peşinen kabul etmek gerekir.
Bir süre önce ani boşanmalarıyla herkesi şaşkına çeviren bu ünlü çiftin bence en etkili programları geçenlerde yaptıkları basın toplantısıydı. Sözüm ona medeni bir biçimde boşanma sebeplerini açıklayacaklardı. Ama ne oldu? Kendilerini oynadılar, gerçek hayatlarından bir kesit sundular. Yalnız, hep eşinin kendisini boşama kararı alışını bir türlü hazmedemediği anlaşılan Levent Kırca konuştu. Alaturka mizah çeşnisiyle Oya''ya yüklendi durdu. Neymiş efendim, iki oyuncunun; Ebru Kural''la Fatma Murat''ın kadrodan çıkarılmasına eşi rıza gösterdiği takdirde tekrar evlenme teklifi yapacakmış, bu iki kadın yuvasını yıkmışmış, kendilerine birer kilo kına göndermek gerekiyormuş falan filan... İyi de. Hani seyirciye saygı? Bırakın yiğitçe direnen Oya''yı, biz seyirciler bu iki başarılı oyuncudan mahrum kalmak istiyor muyuz? Elbette hayır. Diyeceğim şu; Levent Kırca''nın şeffaflık adına basın toplantısı yapması gereksizdi. Bence çiftlerin anlaşmazlıklarını perçinlemesi bakımından zararlı bile oldu. İnsanlar evlendikleri gibi boşanabilirler de. Boşanmanın tek bir sebebi olamaz. İnsanı bitmişlik noktasına getiren birikimdir. Birikimlerin de izahı kolay yapılamaz. Bardağı taşıran son damladır ama o bardağın nasıl dolduğunu insanın kendisi bile farketmez. Doymuşluk, kaçınılmaz bir andır. En hassas yerinden sert bir darbe yedi mi onca acıya rağmen tırnak,etten ayrılabilir. Oya, zoraki ve gerilimli suskunluğu ile aslında sürekli konuşan Levent''ten çok fazla şey anlattı. Aslında bu gösteriyle yeterli açıklama yapıldı. Herkes kendine göre bir yorum yapsın. Ama benim gördüğüm "Güllerin Savaşı" isimli o müthiş filmin Türkçe versiyonuydu. Ben, umulmadık bitişi algıladım. Ancak, iki sanatkârdan beklediğim bunu işlerine yansıtmamaları. Biliyorum, çok zor. Ama sanatın zaten kendisi bir çile değil mi? Ben, oyuncularımı isterim... Bana ne!

