Türkiye''nin en bahtiyar adamı kimdir diye sorsanız, hemen "Süleyman Demirel" diye cevap veririm. Cumhurbaşkanlığı görevine gelişi sessiz ama Çankaya''dan gidişi muhteşem oldu. Cumhurbaşkanlığı görevini başarılı ve parlak bir şekilde tamamladıktan sonra birbiri ardınca yaptığı anlamlı ziyaretlerin ve konuşmaların akabinde arkasında hüzün dalgaları bırakarak Güniz Sokağındaki evine yollandı. Kendisini tutanların da tutmayanların da gönüllerini fetheden, geçtiği yollarda sevgi tomurcukları açtıran, sağlığında efsaneleşmiş olmanın hazzını yaşayan şanslı ve mutlu bir emekli şimdi... Genelde vefasızlıkların ve ilgisizliklerin acısıyla kavrulan, bir posa halinde hayatın bir köşesine itilen, sevgisizlikten kuruyan; gün geçtikçe zayıflayan ruhsal yapının çöküşüyle hastalıklara davetiye çıkartan bir yaşlı portresinin adı demek olan "emekli" kelimesi, Demirel''le hiç bağdaşmıyor... Dillere destan
enerjisi, çevresinde hep oluşacak olan sevgi tezahürleri ve yoğun ilgiyle belli ki hiç tükenmeyecek... Belli ki unutulmayacak! Çünkü o, her şeyde olduğu gibi "sevgi"yi de bileğinin hakkıyla kazandı.
Isparta''nın bir köyünden çıkıp da Cumhurbaşkanlığına yükselen "Çoban Sülü"nün inanılmaz mücadelesi, yüreğinde "başarı" kıvılcımı taşıyan nice gence göz kamaştırıcı bir örnek teşkil edecek...
Son günlerde bu efsane adam hakkında medyada programlar hazırlandı, çeşitli röportajlar yapıldı. Ama nedense o vefakar eşi Nazmiye Demirel ''den fazla söz edilmedi.
Şimdi feministler bana kızacaklar ama söylemeden geçemeyeceğim; Nazmiye Hanım, çok başarılı bir erkeğin arkasındaki kadındır. O olmasaydı acaba Demirel, Demirel olabilir miydi? O bitip tükenmek bilmeyen koşuşturmalara, iniş çıkışlara dalgalanmalara, üzüntülere, yorgunluklara hangi kadın sesini soluğunu çıkarmadan dayanabilirdi?
Kaç kadın ikbalin doruklarında, o ikbalin getireceği havalara kapılmadan vekarını bu kadar titizlikle koruyabilirdi?
Kaç kadın cumhurbaşkanı eşi olmanın saygınlığını çevresindekilere böylesine ince bir tevazu çizgisi içinde duyurabilirdi?
Belli ki çok güçlü ve akıllı...
Zaten kendisiyle yapılan bir röportajda Demirel de bunu itiraf ediyor; "Ben yapacağım her şeyi Nazmiye Hanıma danışarak yaparım" diyordu.
Yani o, "bir bilen"in,"bir bilen"i... Gösteriş düşkünlüğü olmadan, iddiasız ve hırssız... Sessiz ve kaprissiz.
Tam bir mübarek Anadolu kadını... Ayşe Ninelerin, Fatma Bacıların, Zehra Anaların birleşimi...
Bence 2000''de yılın kadını olması gereken bir kadın.
Demirel babamızsa, o da Nazmiye Anamız.
Elleri öpülesi...
Örnek alınası...

