Radyoda sürekli olarak Türk Müziği yayını yapan bir kanal var. Son günlerde Temmuz gevşekliği içinde mutfakta iş yaparken hep onu dinliyorum. O şarkıları, doğru düzgün söyleyen ağızlardan dinleyince kendimi kaptırıyor, yaptığım işin ağırlığını duymuyorum. Genç solistlerin çoğunun öğrencim olması ayrıca hoşuma gidiyor. Son zamanların moda tabiriyle büyük bir keyif duyuyorum. Esma Başbuğ, Umut Akyürek, Melda Kuyucu, Alp Aslan, Çetin Körükçü, Çiğdem Kırömeroğlu şu anda aklıma gelenler... Yalnız şarkı anonslarında bir şey dikkatimi çekiyor. "Prof. Dr. Bilmem Kim''in bestelediği şarkıyı, Doç. Dr. Bilmem Kim seslendiriyor" deniliyor. Doğrusu çok garip kaçıyor! Dinleyen sade bir vatandaş yıllardır bildiği "Bilmem Kim"in bilim adamı unvanıyla tanıtılmasına şaşırıyor. Haklı tabii!
Bizim insanlarımızda inanılmaz bir "unvan" merakı var. Geçtiğimiz günlerde bol keseden dağıtılan "devlet sanatçısı" unvanının nice tartışma ve rahatsızlıklara sebep olduğunu hepimiz biliyoruz. Alanlar mutlu. Her yerde kendilerinin bu unvanlarla takdimine özen gösteriyorlar. Nerdeyse aile toplantılarında bile kendilerine bu unvanlarla hitap edilmelerini istiyorlar. Almayanlar rahatsız, her yerde eleştiri mekanizmasını işletiyorlar ama için için kıskançlık bunalımları geçiriyorlar.
Bu unvan merakını ben hamlık olarak nitelendiriyorum. Çünkü, gerçek "sanatçı" olabilmek Allah''ın bir lütfu. Başına başka bir unvan getirmek sıfatı daraltıyor. Ama kimin umurunda? Amaç galiba "Sen neymişsin be abi!" dedirtmek.
Son yıllarda üniversitelere bağlanan konservatuarların akademik sisteme ayak uydurabilmesi için YÖK tarafından bazı öğretim elemanlarına unvanlar dağıtıldı. Bu dağıtımda yeterlilikten ziyade "yüksek öğrenim görme" şartı arandı. Zamanında büyük tartışmalara ve bilhassa akademisyenler arasında huzursuzluklara sebep olan bu dağıtımda bir çok kişi haksızlığa uğradı. (Söz gelimi yetiştirdikleri öğrenciler unvan kazanırken Neriman Tüfekçi ve merhum Nida Tüfekçi göz ardı edildi. Dünya çapında bir virtüoz olan Niyazi Sayın dikkate alınmadı). Unvan alanlar almayanlara tepeden bakar oldular. Gerçek sanatçılar için unvan önemli değildir ama bunun getirdiği rahatsızlık, hâlâ konservatuarları için için kemiren, kurum içi sosyal ilişkileri zedeleyen bir yaradır. Üniversitelerin yeniden yapılanma faaliyetleri içinde bu konunun da geniş bir çerçeve içinde ele alınması halisane temennimizdir.
Üniversitelere bağlanması hâlâ tartışılır bir konu olan konservatuarlarda unvan uygulamalarının ayrı bir statü çerçevesi içinde yapılması ve bu unvanların ancak konservatuar bünyesinde kullanılması kanaatimce daha uygundur. Zira gazinolarda da şarkı anonslarında, "Prof. Dr. Bilmem Kim"in bestesi diye takdimler yapılırsa (belki de yapılıyordur) kulağı tırmalar.
Bu düşüncelerim tepeden inme unvan keyfi süren bazı kişileri rahatsız edecek ama ne yapalım, dost acı söyler.
Gerçekleri söylemek dostluk gereği boynumuzun borcu
Tekrarlıyorum, "sanatçı" en büyük unvandır. Anlayana tabii!

