Kaydet
a- | +A

Türkiye''de hangi sorunu tahlil etmeğe kalkarsak altından eğitim çıkıyor. Öncelikli meselemizin eğitim olduğu herkesin kabul ettiği bir gerçek. Ama onca gayretlere rağmen, eğitimde istenilen ve çağın ihtiyaçlarına karşılık veren bir eğitim düzeyine ulaşamadığımız da bir gerçek. Her geçen gün kıymetini daha iyi anladığımız Atatürk de, cumhuriyeti kurarken hayati ve öncelikli önemi dolayısıyla eğitime ağırlık vermiş, eğitimin asli unsuru olan öğretmeni her vesileyle onurlandırmıştır. Başöğretmen sıfatıyla "Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır!" derken, onlara ağır ama şerefli bir görev vermiştir.

Cumhuriyetin kuruluş yıllarında hakim olan ruhun ve inancın kayboluşuyla birlikte, eğitim yeterli derecede ciddiye alınmadığı gibi öğretmen ve öğretmenlik mesleği de itibarını kaybetmiş, giderek "Hiçbir şey olamazsan bari öğretmen ol!" anlayışına gelinmiştir. Sonuç malum, öz değerlerini yitirmiş, kültürüne yabancı, kavgalı; bireylerin birbirlerine karşı saygı ve sevgilerini kaybettiği bir toplum manzarası ve harcanmış nesiller... Senede bir hatırladığımız, "Öğretmenim, canım benim!" gibi sözlerle gönlünü almaya çalıştığımız öğretmenler, bugün görevlerini layıkıyla yapamamanın; kendilerini geliştirememenin ve öğrencinin gerisinde kalmanın ezikliği içindeler. TV kanalları mali sıkıntılar içinde boğulan ve ek işlerde çalışan öğretmen manzaralarını ekrana getirme yarışı içindeler. Oysa, amacı insan yetiştirmek olan öğretmenlik, ek bir iş yapmanın kabul edilemeyeceği çok ağır ve kutsal bir meslek. Üstelik hızlı bir dönüşüm yaşayan yeni dünya düzenini ve onun gereklerini kavrayan gençlerin yetişmesi için ilkönce öğretmenin sürekli ve hızlı bir eğitim ve gelişim çabası içinde olması gerekiyor. Ama ağır ekonomik şartlar, proje üretimlerinde ve karar mekanizmalarında söz sahibi olamayış öğretmeni atıllaştırıyor, meslekten, hatta canından bezdiriyor. Mevcut şartların ıslahı konusunda Cumhurbaşkanımızın eşinin öğretmen olmasını ben bir şans olarak değerlendiriyorum. Basından takip ettiğimiz kadarıyla Sayın Semra Sezer, mesleğini alnının akıyla sürdürmüş öğretmenlerimizden biri. Herhalde kendisi öğretmenlerin bugünkü durumu ve sorunları konusunda yeterli gözleme ve fikre sahiptir. Eğitim konusunda birtakım çalışmalar içinde olduğu söyleniyor. Bu da umut verici bir durum. Öncelikli sorun, öğretmenlerin ekonomik darboğazdan kurtarılması, yaşama standartlarının yükseltilmesiyle birlikte kendilerini geliştirecek ortamlar oluşturulması... Öğretmenler sözde değil, özde saygınlık istiyor. Sayın Semra Sezer, mesleğine ve meslekdaşlarına bir vefa borcu olarak öğretmenliğin cumhuriyetin ilk dönemlerindeki gibi itibar kazanması için destek vermeli... Kendisinden bunu bekliyoruz.