Kaydet
a- | +A

"Çocuk" dendiğinde aklınıza neler geliyor? Masumiyet,saflık, güçsüzlük, güzellik değil mi? Onlara karşı genel bir sevgi ve şefkat duymamızın alt yapısını da bunlar oluşturmuyor mu?

Bu yüzden çocuklara kötü bir muamele yapıldığında bütün benliğimizle isyan ediyor ve öfke duyuyoruz. Hatırlayacaksınız, çocuklarla ilgili en son olay İzmir''de cereyan etti. Bir grup çocuk gürültü yaparak çevreyi rahatsız ettikleri için şikayet üzerine karakola götürülüp sorguya çekildiler.

Hepimiz dehşet içinde hop oturup hop kalktık.Yaşları 10-14 arasında olan çocukların karakolla tanışmalarından büyük bir üzüntü duyduk.

Konu üstünde hassasiyetle duran Can Ataklı, Sabah Gazetesi''ndeki köşesinde durumu eleştirirken, çocukların oyun oynadığı bölgede oturan vatandaşlardan internet aracılığıyla mesajlar aldığını belirtiyor ve vatandaşların şikayetlerini içeren

bu mesajları şöyle özetliyordu: "Bu çocuklar çevreye zarar veriyor. Çimenleri tahrip ediyor, ağaçları kırıyor. İçlerinde bira içip etrafı pisletenler de var. Bu çocukların bazıları gece de aynı yerde toplanıyor. Gece karanlığında daha da gürültücü oluyorlar ve gelip geçenlere sataşıyorlar. Birkaç kez müdahale ettiğimizde aralarında bıçak çekenler bile oldu. Bizim de çocuklarımız var ama onların yanına yaklaşamıyorlar. Çünkü her seferinde sudan sebeplerle kavga çıkarıp bizim çocuklarımızı dövüyorlar."

Anlaşıldığı kadarıyla söz konusu çocuklar (aileleri olmasına rağmen) kendi aralarında bir sokak çetesi kurmuşlar, çevreye dehşet saçma peşindeler.

Şiddet filmlerinin

her gün televizyonlarda gösterildiği, mafya hikayeleriyle çalkalanan, değerlerini yitirmiş bu kavgalı, didişmeli toplumda çocukların da bu hale gelmeleri doğrusu insanı hiç şaşırtmıyor. Şiddetle beslene beslene kendilerine sunulan örnekleri taklit ediyorlar. Onlar kadar acımasız ve rahatsız edici olabiliyorlar.

Bizim hayallerimizdeki çocuklar galiba sadece düşlerde ve Anadolu''nun ücra köşelerinde kaldı.

Postmodern zamanların çocukları bir başka. Neredeyse büyüklerinin bile bilmediklerini biliyorlar, gözleri açık, duyguları alabildiğine gelişmiş. Bazıları televizyon kanallarına çıkıyor. Çoğu ünlü ve popüler ağabeylerinin veya ablalarının bücürleri havasına griyorlar. Bilgiç bilgiç konuşuyorlar. Dans etmeleri istendiğinde dansözlere taş çıkartacak figürlerle kalça kıvırıyorlar. Beğendikleri popçuların hareketlerini taklit ederek; hatta onların stilinde giyinip makyaj yaparak şarkı söylüyorlar. Bunlara gülüp geçiyorsunuz ama düşündürücü.

En kaygı verici olan da çeteleşmeler. Onlara sokak aralarında, caddelerde, hatta oturduğunuz sitede bile

rastlayabilirsiniz. Davranışları hususunda kendilerini uyardığınızda ya oralı olmazlar, ya da ürkütücü bir birliktelik içinde daha da azarlar. Ailelerini uyarsanız, hemen çocuklarını savunurlar.

Onlardan şikayetçi olmayı anlıyorum da ıslah yerlerinin asla karakol olmadığını düşünüyorum. Islah edici çareler aile, okul ve toplum üçgeninde aranmalı. Tabii büyükler çocukları gerçekten seviyor ve düşünüyorlarsa...