O minik, beyaz köpek, ilk bakışta dikkatimi çekti. Bel dibi akşamının koyunda insanlar (çoğu Rus asıllı turist) tatil rehaveti içinde güle oynaya gezinirlerken o, restaurant merdiveninin alt basamağına sinmiş, melul mahzun kendi içine kapanmıştı. Okşayıcı sözlerle yanaştım. Şöyle bir baktı, olduğu yerde daha bir büzüldü. "Ne olur benimle uğraşma! Kimseyi görecek halde değilim" der gibi bir havadaydı. Yüz bulamayınca yürüyüşüme devam edip uzaklaştım.
Dönüşte aynı yerden geçerken, aynı köpeğin, süratle geçen özel arabanın önüne havlayarak atıldığını görünce, ezilecek diye yüreğim ağzıma geldi. Şoför yavaşlamak zorunda kaldı. O halsiz, içine kapanık, süklüm püklüm köpek gitmiş, yerine gözüpek, atılgan ve savaşçı bir köpek gelmişti. Arabanın kapılarına atlayarak biteviye havlayışlarla şoföre birşeyler anlatmaya çalışıyordu. Görülmeye değer bir manzaraydı. Herkes durmuş, ona bakıyordu.
Heyecanın doruğunda olan köpek, bu defa yine hızla yaklaşan bir başka arabanın önünü kesti; aynı kıyameti yine kopardı. Arabadan başlarını uzatıp kendisini yatıştırmaya çalışanlara aldırmasız o şoföre meramını anlatma peşindeydi.
Dükkânından çıkıp köpeğin bu halini gülümseyerek seyreden bir esnafa, onun neden böyle davrandığını sordum. Bir yıl önce yavrusunu bir arabanın çiğnediğini, "Uslu" adını verdikleri bu duyarlı köpeğin o günden beri hızla geçen bütün vasıtaları yavaşlatıp adeta trafik polisliği yaptığını söyledi.
B u defa, köpeği hayranlıkla izlemeye koyuldum. O yıldırım gibi koşmalar, havlamalar, kendini tekerleğin önüne atmalar, halden hale girmeler gerçekten çok anlamlıydı. "Trafik kaidelerine uyalım, uymayanları uyaralım" ihtarını o minicik köpek, kendi lisanı ve tavrıyla yapıyordu. Üstelik bütün arabaların hızını kesmekte başarılı oluyordu.
Çevrede bu ibret verici olaydan etkilenmeyen kalmamıştı. Her yıl binlerce canını trafiğe kurban veren bir ülkenin insanı olarak, şahsen ben, trafik canavarıyla mücadele konusunda, Uslu kadar azimle ve sorumlu davranmadığımız için eziklik duydum. Bütün gece o minik, bakımsız köpeği düşündüm.
Onun duyarlı yüreğini... Evlat acısını, gamlı duruşunu, öfkesini, hesaplaşmasını, sorumsuz şoförlere: "Sür''at yapmayın! Beni yaktınız, başka canları yakmayın!" dercesine havlayışlarını.. Uzun uzun düşündüm evet!
Sonunda düşüncelerim Uslu''dan bir hikaye çıkarmak fikrinde odaklaştı. Heyecanlandım.
Sabahleyin ilk işim otelden çıkıp Uslu''yu görmek oldu. Bir kaldırım kenarında yatıyordu. Olağanüstü ilgimi hissetmiş olacak ki kalkıp yanıma yaklaştı. Başını okşadım, "Sen yiğit bir köpeksin!.. Dün akşam bütün sorumsuzlar için bir ibret tablosu oluşturdun. Onun için seni mükafatlandıracağım" dedim. Güzel gözleriyle kaçamak bir bakış fırlattı. Alçak gönüllülükle boynunu eğdi. Ayaklarımın dibine uzandı.

