Kaydet
a- | +A

Küçülürken hep "küçülmemesini" temenni ettiğimiz devlet, IMF''nin direktifleri doğrultusunda ocak ayında memurlara yapmayı planladığı yüzde onluk zamla kendi çalışanlarını yine büyük hayal kırıklığına uğrattı. Kiminle konuşsam ateş püskürüyor.. Bu derece kızgın, küskün, çaresiz; açık ve net tabirle hayat yükü altında inim inim inleyen insanlardan sağlıklı bir çalışma ve randıman beklenebilir mi? Öğretmen, kendisini geliştiremiyor; öğrencinin gerisinde kalıyor; polis, görev yapmakta zorlanıyor; hakim, cüzdanla vicdan arasında sıkışmış durumda. Herkesin ağzında aynı feryat; batan bankaları kurtarmak için para bulunuyor da memur için kaynak bulunamıyor! Açların, çaresizlerin çoğunluğu oluşturduğu bir toplum, sağlıklı ve temiz toplum olabilir mi?

Şimdiye kadar sabır ve fedakarlık hep memurdan, işçiden beklendi. Hâlâ aynı şey söyleniyor. Ama nereye kadar? Sabır taşmış, öfke diz boyu. Bu arada sendikalar eylem kararı alıyor. Meydanlar yine çaresizler ordusunun tencere, tava şakırtılarıyla inleyecek. Ama netice değişmeyecek. Yüzde onluk zammı tasarlayan siyasilerin: "Başka çaremiz yok!" mazeretleri artık para etmiyor! Birtakım sosyal rahatsızlıklara, patlamalara sebebiyet verecek bu açmaza mutlaka ama mutlaka bir çare bulunması gerek. Daha önceden tasarlanan (en geçerli çözüm yolu gibi görünen) memur sayısını azaltarak çalışana tatmin edici maaş ödeme fikrinden niye vazgeçildi? Niye daha fazla memur alma, kadroları şişirme peşinde koşuluyor?

Eskiden halk arasında memurun ölüsü de para, dirisi de para denilirdi. Oysa şimdi: "Memurun dirisi de parasızlık, ölüsü de parasızlık!" deniliyor. Deniliyor ama yine de ülke çapında sayıları çığ gibi artan işsizlerin birinci seçeneği bir devlet kapısına kapağı atmak, ömür boyu güvenceye kavuşmak... Yeni iş alanları açamayan devlet, sayıca daha az ama daha güçlü, daha üretken bir memur kadrosu oluşturacağı yerde acaba beceriksizliğinin mahçubiyetini duyduğu için mi memur alımlarına devam ediyor? İyi de bu durum, devleti daha bir açmaza sokuyor. Sosyal huzursuzlukları bir ölçüde hafifletmek için kanatlarının altına aldığı bu insanlar, devletten haklı olarak geçim yüklerini biraz daha azaltacak, kendilerine soluk aldıracak bir zam oranı bekliyorlar. "Benim memurum işini bilir" demek çare değil. Üstelik, tehlikeli. Yeni deprem senaryoları üretilip bunların ardına saklanmadan meydanlara dökülen memurların, işçilerin seslerine kulak verilmeli. Artık,"Tok", "Aç"ın halinden anlamalı...