BELFAST- Adı eğer milli maç ise, gazozuna bile oynansa, önemlidir. Kaldı ki, futbolla tanıştığımız günden beri Avrupa Şampiyonası finallerinde yer almak için sürekli rüya görüyorsak, K.İrlanda maçı dönüm noktasıdır. Aman Allah korusun, ağzımızdan yel alsın, okyanusu geçip derede boğulmaya pek yatkınızdır.
Bundan önceki elemelerde Hollanda''yı devirip Belçika''ya takılmak gibi... Ya da, bu elemelerde Almanya''yı yenip, Finlandiya''ya yenilmek gibi... Grubumuzdaki puan durumuna baktığımızda, yarışın iki ülkeye kaldığını görüyoruz; biz ve Almanya. Berlin''deki "final" maçına hasarsız çıkmamız için burada bu maçı mutlaka almak zorundayız. 5 maçta 12 puanla 3. grubun gerçek lideriyiz. Aynı maç sayısıyla aynı puanda bulunan Almanya''yı yendiğimiz için averaj önemli değil.
Eğer şu bir haftada K.İrlanda ve Moldova''dan almamız gereken 6 puanı koparırsak, Almanya''da bize beraberlik yetiyor. Bu büyük avantaj... Mazallah, yenilsek bile bu kez 18 puanla en iyi ikinciler kontenjanının en büyük adayıyız. Ama işte bütün bu hayallerin gerçeğe dönüşmesi şu maça bağlı... Milli Takım''a seçilene ve seçilmeyene medyanın karışmaması lazım. Sahaya çıkan takıma da... Asgariden, takımın başına getirilmiş hocaya saygı için... Sonuçlar üstüne konuşulabilir hocanın tercihlerinin doğruluğu ya da yanlışlığı... Göreceğiz. İstanbul''da Kuzey İrlanda''yı Oktay''la geçmiştik.
Şimdi ne o Oktay var, ne o Milli Takım...
"Ne o Milli Takım"dan kastımız, arkasında 15 bin ölüyü bırakmış bir Milli Takım var bugün Ada''da...
Hakan Şükür olayı var. Ne lig, ne hazırlık; maç oynamamışız onbeş gündür. Oslo''dan "boş" dönünce oyuncularımızın bugünkü durumunu göremedik.
Saha dışı şartların lehimize olduğu söylenemez. Geriye, sığınacak o ünlü klişemiz kalıyor bir tek: Türk milleti zoru sever.

