Okulların kapanmasına yakın "sosyal etkinlikler" daha bir artar.
Hani "pilavüstü" gibi, gazetelerin "resimaltı" haberleri vardır, oralarda görürsünüz; bazı ünlü sporcular okullara davet edilir. Öğrenciler ünlü birisini görsünler, imza alsınlar, iki muzır soru sorsunlar diye... * * * Eski bir gol kralı, özel bir okula davet edilmişti. Kral, öğrencileri "bit" gibi gören tavırları, biçimsiz oturuşu, çocukların masum sorularına laubali cevaplarıyla kısa sürede, itiraf edilemeyen nefretleri toplamıştı üstünde... Okul salondundaki toplantının henüz onbeşinci dakikasında, okul-aile birliği başkanı, böyle bir organizasyonu yapmış olmaktan dolayı pişmandı. Eski kral, bir soruya cevap verirken: - Bırrakın dersi mersi, futbola yazılın, parraya parra demeyin, diye bir de nasihat yumurtlayınca... * * * Öğrencinin "teşkilatlanmasından" korkulur!
Hepiniz o sınıflardan geçtiniz; öğrenciler plan yapmaya görsün... * * * Kral soğuk esprileriyle ortalığı kırıp geçirdiğini sanarken, konferans salonunun arka taraflarında hareketlenme oldu. O taraf biraz da karanlık olduğu için, önce ne olduğu anlaşılmadı. Gürültüler, Kral''ın mikrofondan çıkan sesini bile bastırınca herkes geriye döndü. Kargaşa giderek büyüyor, kalabalıklaşıyor ve öne doğru geliyordu. Sanki salona -çocukların o dönemki sevgilisi- Ciguli girmişti. Kalabalık sahneye doğru yaklaşırken, manzara Ciguli''den pek de farklı değildi.
Öğrencilerin bir kısmı, yeni misafiri omuzlarına almış, diğerleri etraftan habire: - Şuraya bir imza...
- Başarınızı neye borçlusunuz... - Elinizi tutabilir miyim... - Bana da imza, bana da imza... diye bağrışıyordu. Kral sahnede "unutulmuştu"; o da ilginin tamamen başka tarafa kaymasından rahatsız olmuş ve ortadan kaybolmuştu az sonra... Yeni ve ünlü (!) misafir ise, başında bembeyaz kukuletası, elinde kepçesi, şişman, tonton, neye uğradığını şaşırmış, sürekli sırıtan sevimli okul aşçısıydı...

