Birinci Lig''in zayıf takımlarından birinden, nisbeten daha güçlü bir takıma kiralandı genç golcü...
Şimdi, düşmemek için çırpınan takımında değil, iyi-kötü dereceye oynayan bir takımdaydı.
"Bereket ki, benim gerçek kulübümle yeni takımım oynadılar. Bizim şehirde beni topa tutarlardı. Öyle bir seyircimiz var ki, bu gerçekte benim oyuncum demez, küfürü basar" diye düşündü.
Çok duygusaldı ve kendi seyircisinden gelebilecek protestoyu kaldıramazdı.
* * *
Kendi takımında 2 gol atmıştı; sezonu da 9 golle kapattı.
* * *
Kendi gerçek kulübüyle, kiralık oynadığı takımın rövanş maçı da vardı tabii...
"Talihsizlik" de orada yaşandı zaten...
Önümüzdeki yıl geri döneceği takım, kiralık oynadığı takımın şehrine ölüm-kalım maçı için gelmişti.
Son şanslarıydı ve kazanmak zorundaydılar.
Kiralık golcü, gerçek takım arkadaşlarının sertliklerine ve hakaretlerine rağmen, "Madem bu formanın ekmeğini yiyorum, yapmam gerekinin en iyisini yapmalıyım" diyerek oynadı.
Kısmet işte; maçın tek golünü attı ve kendi takımını İkinci Lig''e düşürdü!
Birkaç maç sonra da lig bitti ve kendi golüyle küme düşürdüğü takımının yolunu tuttu İkinci Lig''de...

