Tarihi biraz eski olmakla birlikte, olayın içinde "hiç eskimeyecek" doneler var. * * * İstanbul''un üç büyük takımından biri İzmir''e maça gitmişti.
İki hafta önce kendi sahasındaki karşılaşmada bazı tatsız olaylar yaşanmış, kulüp 1 maç ceza almıştı. O haftaki maçını İzmir''de oynayacaktı. Aslında hangi İstanbul takımı olursa olsun, görünüşte İzmir''e ceza çekmeye gider ama, zengin olup döner. Çünkü, takımlarını "canlı" olarak seyretme imkânı yakalayan İzmirli taraftarlar, tribünleri doldurur. Maç oynandı, İstanbul takımı rahat bir galibiyetle birlikte sezonudaki en yüksek hasılatını da aldı. * * * Akşam satlerinde "sıcak" parayı teslim alan yönetici, kötü akıbetine doğru yola çıktı. Zaten o para dolu çanta kaybolmasaydı, böyle bir hikayeyi kaleme almaya gerek olmazdı. Yönetici, para dolu çantayı nasıl kaybettiğini hatırlamıyordu bile... Ya, arabadan inip futbolcuları ablukaya alan taraftarları uzaklaştırmaya uğraşırken... Ya, otel lobisinde gazetecilere beyanat verirken... Ya, havaalanında insanların takımla ilgili sorularına cevap yetiştirmeye çalışırken... * * * Ertesi günkü yönetim kurulu toplantısına boynu bükük girdi. Olanla ölene çare bulunmuyordu; yönetim, dürüstlüğüne inandığı bu insana asla laf etmedi. Başkan, bir başka yöneticinin kulağına birşeyler fısıldadı; o yönetici dışarı çıkıp biraz sonra geri döndü. Derken bir telefon, parayı kaybeden yönetici dışarı çağrıldı. Başkan hemen söze girdi: - Arkadaşlar, (................/.................)''yı hepimiz tanıyoruz. Doğru söylediğinden kuşku duyan var mı? Mırıltılar yükseldi; "Olur mu öyle şey... Tabii ki inanıyoruz... Elbette canım elbette" türünden güven mesajları havada uçuştu. Başkan tekrar söz aldı: - Ben ........ lira hediye ediyorum. Para vermek isteyen başka arkadaşımız var mı?
Yönetim toplantısı bir anda açık arttırmaya dönüştü. Hemen hemen bütün yöneticiler belli rakamlar koydu ortaya ve çalınan paranın tamamı iki dakikada toplandı.
Kulüp muhasebecisini çağırıp çekleri teslim ettiler ve "tahsil edildi" makbuzunu aldılar.
Az sonra parayı kaybeden yönetici girdi odaya: - Biliyorsunuz ben maaşlı çalışan bir insanım. Kaybolan parayı her ay düzenli olarak ödemek istiyorum, dedi. "Alındı" makbuzunu uzattılar önüne... O, dolan gözleriyle sadece yutkundu... Bu jeste ne kadar layık olduğunu, tam 16 yıl başkanlık yaparak ve ileride sahip olacağı evi sessiz sedasız kulübüne bağışlayarak gösterecekti zaman sonra...

