Kaydet
a- | +A

Bir Pazar akşamı... Birinci Lig maçları oynanmıştı; artık söz futbol otoritelerinin, hakem eskilerinin, yani televizyonlarındı. Genç savunma oyuncusu, takım kaptanının evindeydi.

Kendi maçlarını kazanmışlardı; onun için ailece ve keyifle televizyon seyrediyorlardı. Spor programları arasında sürekli zapping yapıyorlar ve maçları yorumluyorlardı. * * * O hafta, "şampiyonluğa mecbur" bir büyük takımımız, ligin bitimine dört hafta kendi sahasındaki maçtan beraberlikle çıkmıştı.

Taraftarlar kulübü basmış, futbolculara küfür ediyor, tacizde bulunuyorlardı.

Takım otobüsünün camlarını indirmişlerdi. Takımın yabancı oyuncusunun kırık camlar ardından korkulu gözlerle tesbit edilen görüntüleri dehşetin boyutunu gösteriyordu. Bu görüntüleri televizyondan izleyen genç savunma oyuncusu:

- Büyük konuşmayayım ama ben bu takımda hayatta forma giymem, bu bir. Bana şöyle saldırıda bulunsalar o otobüsden atlar, ağızlarını burunlarını dağıtırım, bu da iki, dedi. * * * Sonra ne oldu biliyor musunuz? Argo küfürlerini kendi futbolcularının kafasına kafasına indiren bu taraftarlar, üç hafta sonra kendilerine şampiyonluk veren bu oyuncuları omuzlara aldılar!

Şampiyonluk gitti derken büyük bir sürprizle geri gelmişti çünkü... * * * Daha sonra ne oldu biliyor musunuz? - Büyük konuşmayayım ama... diyen futbolcu bir yıl sonra bu takıma transfer oldu! Ve, Deplasmanda yenildikleri bir maç sonrasında havaalanında takımı dövmek için karşılayan öfkeli kalabalık tek bir futbolcuya yumruk vurmayı "başardı": Evet, genç defans oyuncu-suydu bu...

ÖNE ÇIKANLAR