Almanya''daki vatandaşlarımızın resmi dairelerle ilişkilerinde tercümanlık yapan bir dostum ilginç bir olay anlattı bana... Hadise şu: * * * Futbolu bıraktıktan hemen sonra Almanya''da antrenörlük kursuna giden eski bir oyuncumuz, Bonn''da tramvaya bindi. Az sonra bir başka durakta yanına bir kadın oturdu. Kadın, ayakta dikilen kocasıyla konuşuca, Türk olduğu anlaşıldı. Bir kaç durak sonra kadın aniden bağırıp çağırmaya başladı; kocası ise vatmana koşarak, polis gelinceye kadar kapıları açmamasını söyledi. Gerçekten de tramvay durağa vardı ama kapıları açmadı. Tartışma Türk kadınla eski futbolcu arasındaydı: - Cüzdanımı çaldın, ver onu! - Yahu manyak mısın sen?! Ne cüzdanı! Git başımdan!
- Hayır, aldın işte! Paramı vermezsen polise gideceğiz! Polisler geldi, karı-kocayla birlikte eski futbolcuyu da alıp gitti. * * * Bonn''daki Türk davalı ve davacılar tercümanı beklerken, kadının kocası eski futbolcuya döndü: - Burada demir parmaklıkların arkasına düştüğünde çıkış zordur. Gel anlaşalım. - Nasıl anlaşacağız? - On bin mark ver, vazgeçelim. - Sizin niyetiniz anlaşıldı. Göstereceğim size!
Tercüman geldi. Futbolcuyu tanımıştı.
- Ooo, hayırdır abi, ne işin var burada senin? - Konsolosluğa gidiyordum yaa, olmadık iş çıktı başımıza... Konsolos Bey''le de randevum vardı, geciktim. Dolandırıcı karı-koca sert kayaya çarptıklarını anlamışlardı. Koca, eski futbolcunun koluna girip kenara çekti: - On bin mark verelim, vazgeç. Kabul etmedi eski futbolcu; davalı olarak girdiği kapıdan davacı olarak çıktı. Uyanık karı-kocayı tutukladılar.

