Kaydet
a- | +A

M. ile K. Onlar, aynı takımda forma giyen iki futbolcu arkadaştı. "Büyükler"in dışında bir İstanbul takımında ve Birinci Lig''de oynuyorlardı. Takımlarının bütün kamplarında aynı odayı paylaşırlardı. İkisini de ortak özelliği, çok okumalarıydı. Bütün kamplarda, kalın kalın kitapları devirir, gazeteleri detaylı şekilde incelerlerdi. Diğer takım arkadaşları onlara imrenirdi.  Bir gün, bir maç öncesi yine oteldeki kamp sırasında teknik direktör, malzemeciyi yanına çağırdı: - Al şu listeyi, burada ismi yazılı olan futbolculara göster. Yarınki maça çıkacak olan onbir futbolcuyu buraya yazdım. Oynayacak olanların haberi olsun, dedi. Malzemeci listeyi alıp hocanın odasından çıktı ama küçük bir problem vardı; okuma-yazma bilmiyordu... Sırayla bütün odaları dolaşmaya karar verdi. Bir odaya giriyor, buradaki futbolculara hocanın verdiği listeyi uzatıp: - Bak bakalım senin ismin var mı, diye soruyordu.

Sıra M. ile K.''nın bulunduğu odaya geldi. M. tıraş oluyor, K. ise kitap okuyordu. Önce tıraş olana gösterdi listeyi: - Bu yarınki kadro. Senin ismin var mı abi? İlgilenmedi futbolcu: - Görmüyor musun, meşgulüm, M.''ya göster. Kitap okuyan M.''ya gitti malzemeci: - Senin adın var mı abi? - Kitap okuyoruz kardeşim, sen söylesene. Malzemeci biraz mahcup: - Abi benim okuma yazmam yoktur da... - O zaman K. ağabeyine sor, kafamı dağıtma. Bu inatlaşma tıraş olan K.''nın pes etmesiyle bitti.

Bitti de, iki arkadaşın altı yıllık itirafını da beraberinde getirdi.

Bir başka takım arkadaşlarının bana anlattığına göre aynen şöyle oldu: Kitap okuyan M. malzemeciyi tıraş olan K.''ya tekrar gönderince, bu futbolcu sinirlendi. Sabunlu yüzüyle odaya girdi ve arkadaşına çıkıştı: - Ulan ne üstümüze geliyorsun, okumamız yok işte! Sen baksana şu listeye! Kitap okuyan diğer futbolcunun işi kolaylaş-mıştı artık: - Sanki biz biliyor muyuz oğlum okumayı?!

ÖNE ÇIKANLAR