Kaydet
a- | +A

Onları Esenboğa''da, aktarma uçağını beklerken, transit yolcu salonunda tanımıştım. Karı-kocaydılar. Koca, görme özürlüler takımında top oynuyordu. Koltuk değnekli hanımı ise eski bir basketbolcuydu; şimdi -biraz da eşinin yanında bulunabilmek için- görme özürlüler takımına amatörce menecerlik yapıyordu. Takımın uçak biletleri, otel rezervasyonları, malzeme ihtiyaçlarıyla ilgileniyordu. Hanımın, görmeyen kocaya ilgisi, sevgisi hemen belli oluyordu. Yanından ayrılmıyor, sesini duyar duymaz yüzüne eğiliyor, saçını başını düzeltiyor, çeşitli bahanelerle kocasına dokunuyordu. Hanım, uçuş kartları için yanımızdan ayrıldığında kocaya sordum: - Kaç yıldır evlisiniz? - Altı yıldır, dedi. - Ne güzel, eşiniz size hâlâ aşık. Tebessüm etti: - Öyledir. - İkiniz de özürlüsünüz, zorluklarınız olmalı, dedim. Kayıtsızca: - Yooo, dedi. Sonra küçük bir hatıra anlattı ki, onları bu hikayeye konu etmemin sebebi, bu anektoddaki bir cümleden ibaret... * * *

- Bak abi, dedi. Birgün gene böyle bir yolculuğa çıkacaktık. Karım beni hazırladıktan sonra kendisi de giyinmeye başladı. Koltuk değnekli olmasına rağmen çok heyecanlı ve hareketlidir. Çıkmaya hazırlanıyorduk. Yanıma geldi: "- Hayatım" dedi, "Bu pantolonun üzerine şu gömlek nasıl olur?" "- Bana mı soruyorsun?" dedim, "Ben hangi gömleği giydiğini nasıl görüp, nereden bileyim? Hangi renk gömlek o?" "- Ah canım, çok özür dilerim, unutmuşum" dedi. Düşünebiliyor musun; altı yıllık karım, benim görmediğimi unutmuş! Çünkü beyninde beni eksiksiz olarak görüyor. Böyle bir unutkanlık ömre değer be abi... Herşeye değer... Keşke herkes unutsa...

ÖNE ÇIKANLAR