Stadın tam ortasında, santra yuvarlağındaydı. Elleri cebinde, başı önündeydi.
Bomboş stadı, bir saygı duruşu teslimiyetiyle dinliyordu. Şampiyonluklar ve her birinin golüyle yerinden zıpladığı gol kralları geçit yaptı hayalinden... Tıklım tıklım tribünleri ve coşkulu şarkılarıyla son şampiyonluğu düşündü.
Buraya, sahanın çimleri üstüne ilk kez o zaman atlamıştı.
Numaralı tribünde maçları izlerken bu büyülü çimlere basmanın nasıl bir duygu olduğunu düşünmüştü hep... Şampiyonluk turu için futbolcuları omuzlarken, çimlerin altından kayacağını sanmıştı. Yasak bir zemine meşru olarak ayak dokundurmanın dayanılmaz hazzını yaşamıştı. İşte şimdi yine o çimlerin üstündeydi. Hem de yapayalnız... * * * Bu eşsiz atmosfere ilk girdiği günü düşündü. Futbolcuların birbirine karşı sert hareketlerinden ürktüğünü, topun sesini kulağıyla ilk kez duyduğunu, o gün attıkları üç golde hiç tanımadığı insanlarla nasıl birbirlerine sarıldıklarını, evine nasıl gururla döndüğünü hatırladı. Ve, son maçı... Boynu bükük ayrıldığı son maçı... Birşeyler yanlış gidiyordu ve o hiçbir şey yapamıyordu. Şanlı ve gurur dolu mazinin çok gerilerde kaldığını hissediyordu. Stad ağlıyordu gibi geldi ona... * * * Stadın tam ortasında, santra yuvarlağındaydı. Elleri cebinde, başı önündeydi. Bomboş stadı dinliyordu. Bu stad nice zaferlere düğünevi olmuştu... Ve nice acıların yasını tutmuştu. Ama takımı büyük coşkuyla bu stada çıkaran kaptanın kendi taraftarlarınca dövüldüğü hiç olmamıştı. "Taraftarlık buysa ben yokum" diye düşündü.
Ve, buraya veda etmeye geldi gönül verdiği camiaya...

