Bunca hikayeden sonra, kendimizle ilgili bir kaç cümleye izin verin... Bu satırları, Hollanda''dan yazıyorum.
* * * Bir kulüp takımımızın Avrupa kupası maçı sebebiyle dört yıl önce yine buraya, Amsterdam''a gelmiştik. Benim iradem dışında başkalarının organize ettiği her iki seyahatte de, burada yüzlerce otel olmasına rağmen aynı otele düşmemiz küçük bir tesadüf olabilirdi ama, bu kadar zaman sonra, 310 odalı bu otelde aynı odaya düşmüş olmam, beni de şaşırttı. * * * Bak şimdi! Tesadüf dedik, başka şeyler hatırladık: Dünya ve Olimpiyat şampiyonu ağır sıklet güreşçi gazetemize gelmişti bir tarihte... Sohbet sırasında, "Nişanlım, ''Olimpiyat şampiyonu olmazsan düğünü unut'' demişti, şükür şampiyon olduk da düğün yapabildik" dedi. "Çok ilginç; kimmiş bu madalya meraklısı kız?" diye merak ettim; ve... gelin hanımın, yıllardır görüşmediğim yeğenim olduğunu ikimiz de hayretle öğrendik! * * * Hayatınızda unutamadığınız olaylar vardır. Yıl 1985... Ev kirasını götürdüğüm evsahibi, "Ramazan Bayramı''na iki gün kaldı. İhtiyacın olur, bu ay verme, gelecek ay iki kirayı birden verirsin" diye ısrar etti.
Ertesi gün, Cağaloğlu''ndan Fatih''e yürüyerek gidiyordum; Fatih Camii''nin avlusundan geçtim. Daha doğrusu, geçemedim... Birkaç telaşlı insan, cami içinden karga-tulumba birisini çıkarıyordu.
Arife günü, oruç ağız ve de namaz esnasında ölen bu insan, evsahibimdi. * * * Pazar gecesi, maçlar sonrası gazeteden çıktım ve sahil yolundan Yenibosna''ya geliyordum. Yenikapı''da kırmızı ışıkta dururken, arkadan bir araba öyle bir çarptı ki, önümdeki üç arabayı da sürükledim. Önden ve arkadan aldığı darbelerle yeni arabam akordeona dönmüştü. Çarpan otomobil ise, iki gün önce bir şirkete sattığım üç yıllık arabamdı!

