Kaydet
a- | +A

"Abi hatırladın mı beni?

Hani Voleybol Milli Takımı''yla finallerden döndükten sonra size gelmiştik. Yazılarında isim kullanmadığın için yazıyorum sana.. Aman bizi rezil etme! İnsan hem evli, hem de bir başkasına aşık olunca artık onda gurur arama! Hatta, bütün erkeklere "tecrübeli" bir adam nasihati; ne yaparsanız yapın, asla aşık olmayın! Ya da aşık olacaksınız, kravatınızın ucunu verin ona, dört el üstüne eğilin, çünkü nereye çekerse oraya gideceksiniz artık... Kim demiş "ikinci kadın" diye?.. O hep birinci kadındır. Çünkü aşkı onda yakalamışsınızdır ve dünyanın merkezi odur. Hep onun etrafında dönersiniz, her şeyi onun için yapmak istersiniz. Eşinizin bir dükkanda pazarlık yapmak için bir erkekle masum iki lafı için ortalığı yıkabilirsiniz; ama "aşkınızı" kendi elinizle alıp erkek arkadaşlarının da bulunduğu gruba götürürsünüz. Siz giremezsiniz içeri, sokakta onu beklersiniz. Ne diye tanıştırılacaksınız ki... O bir erkek arkadaşının derdini dinlerken pastanede, ben kaldırımda çökmüş, randevunun bitmesini bekliyordum. Bir de tanıyan çıkmaz mı, "Abi niye burada oturuyorsun, son maçta niye yoktun?" diyen... Ve bekârsa benimki gibi, niye susmuyor şu cep telefonun, dün evde niçin yoktun gibi soruları sorma hakkın da yoktur. Onun daha önceki "tecrübelerini" dinlersin acıyla... Kıskançlık ilmik olur sıkar boynunu, ama dile getiremezsin bunu... bilirsin ki, onun da hayatını "tanzim etme" hakkı vardır. Sana düşen, olan biteni kan tükürdüğünü belli etmeden seyretmek ve sana ayrılan zamana razı olmaktır. Hele bir de benimki gibi duygularını ifade etmekte zorlanıyorsa aşkınız, siz de kırılgan bir yapıya sahipseniz, hüzün kaçınılmaz olur. Emin olamazsınız karşılıklı sevgiden, "askıntı mı oluyorum yoksa" sorusu beyninizi ve kalbinizi sürekli kemirir. Evliye gönül verme, eve gider unutur diyen haltetmiş! Bazen bir saniye unutmak, ''normal hayata'' dönmek istersin, ama nafile...

Çevreme baktığımda insanların neredeyse yüzde doksanı benim gibi sıradışı yaşamı tercih etmiş; imkansızlığın cazibesidir belki de böyle aşkları canlı tutan... ''Aşk kavuşmamaktır. Kavuşunca aşk olmaz'' demişti bir yazar... Spordan soğudum, milli takımdan düştüm, ama ödenecek başka bedeller varsa gözümü kırpmadan öderim. Karşılığı? Yarını belli olmayan bir sevgi... Ama değiyor işte! Kimdi bu inanılmaz kız? Sen gördün onu; evet yanımdaki "menecerim" oydu, hani fotoğraf karesine girmeyi reddeden... Hangi yolu denememiştim ki sevgi sözcükleri için... Mektup, telgraf, bilgisayar, cep telefonu... Hayatıma hayat verendi o... Şarkılar daha anlamlıydı. Ama biz niye hep hüzünlülerini dinliyorduk? (Bu kısımda kimseyi ilgilendirmeyen özel cümleler var.) Bu, kâh mutluluk kâh kâbus dolu rüyanın sonu ne oldu biliyor musun abi?

Bir gün ondan iki cümlelik bir not aldım: ''Bana yazdığın mektuplar sayesinde bir arkadaş buldum. Düğünüme gelir misin?'' Sen olsan ne yaparsın? Mutluluğun simgesi olarak gördüğün özel insana mutluluk dilemekten başka... Söyleyen ne güzel söylemiş: Hüzün ki en çok yakışandır bize.. Tekrar ediyorum abi, ismimi yazma."

ÖNE ÇIKANLAR