Bir Anadolu takımının sezondaki en "ayrıcalıklı" günleri, İstanbul''a gelip, üç ünlü takımla maç yapma dönemidir. Maçın heyecanı haftalar öncesinden sarar futbolcuyu, teknik adamı, başkanı... O upuzun doksan dakikada kahraman mı olacaklar, fark mı yiyecekler? Transfer teklifi alabilecekler mi? Gazete ve televizyonlar onlardan ne kadar bahsedecek? * * * Başkan, İstanbul''da büyük takımın karşısına çıkacak futbolcularına soyunma odasında söz sözleri söylüyordu.
Kulüpten ve futbolculardan daha ünlü olan başkan, ilk kez soyunma odasında konuşma yapıyordu.
O, belediye başkanı olduğu şehri ve kulübü, yerlerde sürünmekten kurtarmış, ayağa kaldırmıştı. * * * Başkanın futbolcularına neler söylediği önemli değil... Önemli olan, başkanın şeref tribününe çıkmasından sonra, kaptanın takımıyla birlikte sahaya çıkmamasıydı!
Başkan, neler olduğunu bilmiyodu. Kaptan, neden takımda yoktu? "Sırf bu yüzden, beş atacağımız maçta beş yedik" diye anlatacaktı yıllar sonra bana... "Tecrübenin sonu yok; sonradan anladım ki, o gün kaptanımız hata yapmıştı ama bende de hata vardı" diyecekti. Kaptan takımıyla birlikte sahaya çıkmamakla kalmamış, stadı terk etmişti. Daha sonra da kulüpten tamamen ayrılmış, Ankara takımlarından biriyle anlaşmıştı. Bu kadar büyük bir protestonun, bu kadar büyük bir kırgınlığın sebebi ne ola ki? Başkan anlatıyor: "Hayatımda bir defa soyunma odasında maç konuşması yaptım, onu da beceremedim demek ki... Konuşmam sırasında birinci kaptanın değil, ikinci kaptanın yüzüne bakmışım hep... O da bunu gurur meselesi yapmış. En önemli maç öncesi bizi terketti ve beş atacağımız maçta beş yedik."

