Hafta sonu biraz kafa dağıtmak için sinemaya gideyim dedim. Arabayı en yakın AVM’ye sürdüm ve sinema katına çıktım. Yan yana dizilmiş cinli-şeytanlı korku filmi afişleri vardı bir sürü. Cinnet, Siccin, Deccal bilmem ne!
Araya sıkışmış bir tane komedi filmi gördüm. Oyuncu da bayağı komik bir adam olduğu için en azından biraz gülerim deyip bileti alıp girdim.
Işıklar kapanınca “10 yaş ve üzerine uygundur” yazısı geldi ekrana. İkinci uyarıda da “13 yaş ve altı çocuklar filmi ebeveyn rehberliğinde izleyebilir” yazıyordu.
Neyse film başladı. İlk 15 dakika olaysız geçti. Sonra oyuncular birden uçana kaçana küfretmeye başladılar. Yarım saate kalmadan da bütün oyuncu kadrosu birbiriyle akraba oldu.
Salonda müstehcen bir rüzgâr küfür küfür esiyor, seyirciler bel altına inen her cümleye sarsılarak gülüyorlardı. Arada tiz ergen kahkahaları da duyuyordum.
* Senin var ya bilmem neni bilmem ne yaparım!
* Hahahahahahahahahahahaha!
* Oğlum sen bilmem ne misin?
* Hohohohihihihhooho!
Işıklar yanıp araya çıkınca şöyle bir salona baktım bir rahatsızlık belirtisi var mı diye. Yok.
Peki bu işte bir gariplik var mı? Kesinlikle var.
***
Bu yazıyı küfredenleri veya gülen seyircileri eleştirmek için yazmadım aslında. Ben yaşadığımız kafa karışıklığına dikkat çekmek istiyorum. Çünkü küfretmek kötü bir şey mi yoksa iyi bir şey mi karar veremedik! Yani ben karar verdim de toplum nezdinde bir mutabakat sağlanabilmiş değil.
Hatta devletin de bu konuda kafası oldukça karışık. Mesela filmlerin başındaki uyarılar “Kültür ve Turizm Bakanlığı” tarafından yazılıyor ve içinde bir sürü küfür olan bir film için “10 yaş ve üzeri seyredebilir” diye izin vermişler. 13 yaşa kadar da “Ebeveyn rehberliğinde seyredilmesi lazım” demişler.
Çocuk küfrü anlamazsa babasına soracak herhâlde. Yoksa "Çocuğunuz bu filmdeki küfürlere maruz kalacak ama lütfen siz de yanında olun ki mevzu iyice normalleşsin” diye uyarı yazmış olamazlar.
RTÜK televizyonda eşeğin oğlunu bile 'bip'lerken, bakanlığın sinemada bu kadar rahat olması garip! Biri araba kullanmayı yasaklamış, öbürü ehliyet dağıtıyor.
***
Ben ailesiyle bu filme giden bir çocuk olsam şöyle düşünürdüm herhâlde:
Milyonlarca hayranı olan bir adam ekranda ağız dolusu küfretti. Ailecek gülmekten yarıldık. Ben aynı küfrü evde etsem babam beni ortadan ikiye ayırır. Okulda ağzımdan kaçsa disiplini boylarım. Benim rahatça küfredebilmem için illa meşhur bir oyuncu veya fenomen mi olmam lazım?!.
Gerçekten, biz millet olarak küfür kullanımının uygunluğunu kategorilere ayırırken neyi referans aldık acaba? Küfrün meşru olduğu zeminleri belirleyen bir kurul falan mı var? Hangi meslek dalı küfretmek için daha elverişli? Küfrün ağza yakışması için nasıl bir kariyer planı yapmalı?!.
Ve daha birçok soru, soru…
***
Küfür hep vardı ve olmaya da devam edecek. Ama tehlikeli olan kısım küfrün meşrulaştırılması. Eskiden sokak kavgalarında adi bir hayat yaşayan küfürler, şimdi spot ışıklar altında şık kıyafetlerle geziyorlar. Eskiden yüz kızartan kelimeler, şimdi kan basıncını milim oynatmıyor.
Bir filmde kötü adam her türlü pisliği yapabilir. Sonuçta kötü adam... Ama filmde iyi adamlar kötü işler yapmaya başlarsa, orada bir mühendislik ve şeytani bir plan vardır! Planın amacı da ar damarını çatlatıp kan basıncını azaltmak ve yüz kızarmasını engellemektir...
Sonra efendim, “Okulda çocuklar hep küfrediyor. Bunlar hiç aile terbiyesi almamış” falan... Ederler tabii. Küfrü kahkahalarımıza meze yaparken düşünecektik bunu.
Çok güldük, başımıza bu geldi işte!..

