Fenerbahçe, 18 yıl aradan sonra Şampiyonlar Ligi'ne katıldı. Bu tabii ki öncelikle İsmail Kartal'ın başarısı. 1-1'lik Roma maçından sonra hiç kimsenin beklemediği bir şey oldu, Türk teknik adam istifa etti. Bu konunun detaylarına girmeyeceğim. Aziz Yıldırım kendisini ikna ederek kararından vazgeçirdi. Madem gündem İsmail Kartal, biz de onun 2023/2024 ve 2026 Fenerbahçe'si arasındaki farkları ele alalım.
ATAK, ATAK, ATAK
2023/2024'ün hücum hattı Džeko, Tadić, Fred, Szymański ve İrfan Can Kahveci'den oluşuyordu. Fenerbahçe sahaya klasik 4-2-3-1 formasyonu ile diziliyordu. Džeko’nun geriye çekilip istasyon olduğu, Tadić ve Kahveci'nin oyun kurucu kanat rolünü üstlendiği, Szymański’nin de ceza sahası koşularıyla skor ürettiği akıcı bir yapı vardı. Fred birinci ve üçüncü bölge arasında 'bağlantı' rolünü üstlenirken, oyun kurulumu genellikle sol bek Ferdi Kadıoğlu ile yapılıyor, uzun süren pas trafiğiyle rakip sahaya yerleşiliyor, set hücumuyla gole gidiliyordu. Bu stratejinin işleyişindeki en önemli etken, kaliteli ayakları sahip olunmasıydı. Savunma kısmı ise top rakipteyken Szymanski ön alanda basıyor, orta saha çizgisine kadar açılan stoper hattı da bu şok prese destek veriyordu. Ferdi, Osayi Samuel ve Djiku/Oosterwolde gibi hızlı oyuncular olması sebebiyle defansın arkasına atılan paslar büyük bir tehlike oluşturmuyordu. Kısacası 2023-2024 dönemi, lig tarihinin en yüksek puan (99) toplayan ve rekorlarla dolu en baskın hücum takımlarından biriydi.
DENGE, DENGE, DENGE
Gelelim günümüze... "Tiki Taka öldü mü?" köşe yazımda futbolun son yıllarda geçirdiği değişimi aktarmaya çalışmıştım. Bu iki sezona bakıldığında İsmail Kartal'ın zamanın ruhuna uygun bir futbolla yine karşımıza çıktığını görebiliyoruz. Yazın başında görevi devralan Kartal, takımı daha kısa vadeli pragmatik hedefler doğrultusunda organize etti. Şampiyonlar Ligi eleme turlarındaki taktiksel disiplin ve dengeli oyun tercihleri, sarı lacivertlilerin hasretini bitirdi.
HIZ, HIZ, HIZ
Sistem: Rakibe ve kulvar farkına göre esneyen 4-3-3 ya da 4-2-3-1 hibrit kurgu. Şu ana kadar sete yerleşmekten ziyade doğrudan geçiş hücumları ve duran top organizasyonları ön planda. Kerem Aktürkoğlu, Oğuz Aydın, Mason Greenwood gibi geniş alanda çabuk çıkan kanat oyuncuları ve ceza sahasında daha direkt bitiricilik tercih edildi. Orta blokta kenetlenen, alan vermeyen ve Avrupa standartlarına uygun daha dengeli bir savunma anlayışı. Defanstan pasla çıkmak yerine de Ederson'un sık sık ileri doğru vurduğunu görüyoruz.
DERSLİK MAÇ: ROMA
Ayrıca dikkat çekmek istediğim iki husus var. Birincisi; Roma maçında Greenwood'un sürekli sağ beke gelip Mert Müldür'in içe yanaştığı ve savunma hattının beşlendiği dikkatimden kaçmadı. Bu sayede rakibe alan bırakılmadı. Kilidi bir türlü açmayı başaramayan Romalılar, golü Cristante ile ceza sahası dışından bulabildi. İtalyanların yaşayan efsanesi Gasperini ile iki senedir iyi bir ivme yakalayan Roma, geçen hafta Atalanta maçında 39 şut çekip rakibini topa tutarken bu istatistiği Fenerbahçe karşısında 8 oldu. Açtıkları 16 ortadan birinin isabet ettiğini de belirtmek isterim. Şans yanlarında olmasa Fenerbahçe galibiyetini alır hatta farka bile gidebilirdi. İkincisi; Archie Brown'ın golü... Tekrar tekrar izlesen her bir detayında hayranlık duyacağın, uzun yıllar geçse de aklından çıkmayacak bir organizasyon. Paslar, rakip savunmayı öne çekme, arkada oluşan boşluk, Brown'ın arkaya sızması ve bir 9 numara gibi bitirmesi...
Özetle; İsmail Kartal bu sezon takımı, uzun maratonda yıpranmayı en aza indirgeyen, Avrupa ve lig çift kulvar dengesine uygun, daha rasyonel, geçiş odaklı bir futbol kurgusuna yöneltmiş.

