Kaydet
|

Adana’da peş peşe meydana gelen depremler, yürekleri bir kez daha ağızlara getirdi. Başta bölge halkı olmak üzere hepimiz aynı korkuyu bir kez daha yaşadık. Ülkemiz aktif fay hatlarının üzerinde bulunuyor ve bugüne kadar ağır depremlerde çok sayıda canımızı kaybettik. Son olarak 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler 11 ili etkiledi. 55 bine yakın vatandaşımız hayatını kaybetti, binlerce insanımız yaralandı.

Çok kez dile getirildi, söylendi ve geçildi ama bunlar öyle kolayca unutulacak şeyler değil. Onca ilde depremin izlerini silmek, şehirleri yeniden ayağa kaldırmak hem maddi hem manevi açıdan çok ağır bir yük oldu. Asrın felaketi olarak kayıtlara geçen depremlerin hemen ardından Türkiye’de büyük bir dönüşüm seferberliği başladı.

Herkes aynı korkuyla elini taşın altına koydu. İnsanlar varını yoğunu yaşadığı binayı sağlamlaştırmak için ortaya döktü. Devletin sağladığı desteklerden yararlanmak isteyenler de kentsel dönüşüme yöneldi. Son dönemde neredeyse her mahallede bir inşaat görmek mümkün. Yıllardır kapalı olan şantiyelerde hummalı bir çalışma sürüyor.

DÖNÜŞÜMÜN YÜKÜ DE DÜŞÜNÜLMELİ

Ancak bu sürecin bir de vatandaşın omzuna binen tarafı var. Eski bir binada yaşayan aile için yenilenme yalnızca yapının değişmesinden ibaret değil. Taşınma, kira ve yeni konutun maliyeti de işin içine giriyor. Zaten geçim sıkıntısı yaşayanlar için bu yükü karşılamak hiç kolay değil.

Binasını yenilemeye verenler bu kez kiralık yer bulmakta zorlanıyor. Buldukları konutların bedelleri ise bütçelerini zorluyor. Bir yandan yapılan masraflar, diğer yandan yükselen kiralar vatandaşın belini büküyor.

Üstelik bu durumu ranta çevirmeye çalışanları da gözden kaçırmamak gerekiyor. Dönüşüm bölgelerinde bir anda fırlayan kira fiyatları, binasını yeniletmek isteyen insanları daha da zor durumda bırakıyor. Kimi ise “Dönüşümle uğraşacağıma evimi satar, yeni bir ev alırım” diye düşünüyor. Ancak artan konut fiyatları nedeniyle bu seçenek de artık herkes için mümkün değil.

BARINMAK DAHA DA ZORLAŞIYOR

Bütün bunlar, en temel ihtiyaçlardan biri olan barınmanın ne kadar büyük bir meseleye dönüştüğünü gösteriyor. Özellikle emekli maaşıyla geçinenler için yüksek kiralar ayrı bir mücadele anlamına geliyor. İnsanlar bir yandan güvenli bir yerde yaşamak isterken diğer yandan “Bu kirayı nasıl ödeyeceğim?” diye düşünüyor.

Deprem gerçeği ortada. Güvenli yapılara ihtiyacımız da ortada. Kentsel dönüşüm kaçınılmaz. Fakat bu sürecin insanları ekonomik olarak daha fazla sıkıntıya sokmadan yürütülmesi de en az binaların yenilenmesi kadar önemli.

Çünkü mesele yalnızca eski yapıları yıkıp yenilerini yapmak değil. Mesele, insanların korkmadan, borç batağına saplanmadan ve evinden olmak zorunda kalmadan güvenli bir yuvaya kavuşabilmesi.

Adana’daki depremler bir kez daha hatırlattı: Depremi durduramayız ama güvenli yapılarda yaşamak için üzerimize düşeni yapabiliriz. Yeter ki dönüşüm, insanı merkeze alan bir anlayışla yürütülsün. Güvenli bir yuva lüks değil, herkesin hakkı.

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.