Nasıl mutlu olurum? Mutluluğun sırrı ne? Mutlu olmak için ne yapmalıyım?
Herkes gibi ben de uzun yıllar bu sorular üzerinde çok durdum. Sürekli mutlu olmak için uğraştım. Ancak çabaladıkça daha da mutsuz olduğumu fark ettim. Sonra kafamı bunun üzerinde yormaya başladım. Mutluluk gerçekten bu kadar önemli miydi? Sık sık tarihe yolculuk ettim. Zihnimde o eski insanlarla birlikte gün geçirdim. Sahip oldukları ne vardı? Maddi olarak pek fazla bir şeyleri yoktu belki ancak ruhsal olarak bayağı yoğunlardı: Bir kurt uluması bile hayatlarını berbat etmeye yeterdi. Tabii ki o günleri bugünle kıyaslamak mümkün değil. Artık teknoloji çağında yaşıyoruz! Geçmiş ile şimdinin dertleri arasında dağlar kadar fark var.
“MUTLUYUM, MUTLUYUZ”
Şu an dünyada her şeye ulaşmak mümkün (mü?). Evet kendi yaşantımıza baktığımız zaman öyle gözüküyor. Özellikle Facebook ile başlayan ve Instagram ile zirve yapan “mutluyum, mutluyuz” tablosu bunu bize aşıladı. Perde arkasında ise şu vardı: Dünya’ya bir kere geliyorsun ve hayatını mutsuz olarak geçirme; sürekli gül, eğlen, zevk al, alışveriş yap, para harca… Buna ulaşmak da öyle kolay gözükmüyordu. Ya zengin doğacaksın ya da olacaksın! Aslında “mutlu ol” bir slogandı, dev bir pazar oluşturulmuştu. Bu PR, influenzalar üzerinden daha da empoze edildi. Amaç her zaman olduğu gibi bir şeyler satmak.
İNSANI İNSAN YAPAN HİSLER
Bunlar aklıma geldikten sonra mutluluğun o kadar da mecburi bir şey olmadığına karar verdim ve bunun için savaşmayı bıraktım. Artık saf duyguyu yaşıyorum; acıysa acı, hüzünse hüzün, kederse keder, gurursa gurur… Çünkü bunlar da insanı insan yapan hisler. Etrafımızda yaşanan korkunç olayları görmezden gelip beynimizi sadece ‘mutluluk’la uyuşturmak bizi varoluş amacımızdan tamamen saptırıyor. Maalesef gerçek dünya zevkten ibaret değil. Cem Yılmaz’ın da dediği gibi: Mutlu olmak, gülmek lüks…

