Kaydet
a- | +A

İran ile İsrail arasında haziran ayında yaşanan 12 günlük savaşın ardından ateşkesten sonraki yazımda önemli bir detaya dikkat çekmiştim. Silahlar sussa da Washington ve Tel Aviv’in, Tahran’ın gücünü test ettiğini, şimdilik olayların yatıştığını ancak ileride rejimi devirmek için yine harekete geçeceklerini belirtmiştim. Nitekim öyle de oldu. (Çember daralıyor düşman kapıda mı? Başlıklı yazıyı okumak için tıklayın)

Tahran’da ekonomik sıkıntılara tepki olarak başlayan eylemler birçok şehre yayıldı. “Barışçıl” şekilde başlayan gösteriler kısa sürede çatışmalara evrildi. Ülkede binlerce can gitti. ABD Başkanı Donald Trump devreye girerek İran’ı vurmakla ve rejimi devirmekle tehdit etti. Trump’ın talimatıyla da savaş gemileri Hürmüz Boğazı’na gitti.

NEDİR SENDEKİ BU PERS AŞKI?

Peki, ABD’nin derdi gerçekten siviller mi? Venezuela, Grönland hamleleri aslında bize alttan alta bir mesaj veriyor. Diyeceksiniz ki “Bunun İran ile ne alakası var? İkisi de çok ayrı noktalarda…” Lakin öyle değil. Trump’ın Maduro’yu yakalatması ve Grönland’ı istemesi Çin-Rusya cephesine karşı. Fakat ABD’nin Rusya’yı pek de dert ettiğini düşünmüyorum. Önemli olan büyük nokta. İran rejimi de bu iki ülkeyle sıkı fıkı. Bu yüzden rejim ya Çin’den kopacak ya da yok olacak.

İSTANBUL, DÜNYAYI DEĞİŞTİRECEK

İran tarafının son açıklamalarına bakarsak bir yumuşama var. Rejim ayakta durabilmek için ABD ile masaya oturmayı kabul etti. Tarafların cuma günü İstanbul’da buluşması bekleniyor. Bu zirve dünyanın gidişatını önemli ölçüde değiştirecek. Asya ve Batı arasında ya kutuplaşma derinleşecek veyahut ABD, Çin’i çevrelemeye devam edecek. Hep birlikte göreceğiz!

SEVDA KILIÇ'IN TÜM YAZILARI

ÖNE ÇIKANLAR