Kaydet
a- | +A

Arkadaşımla birlikte şirkete girmek üzereyim. O esnada bir kız ile bir erkek kapıdan çıktı. Biri şarkı söylüyor, diğeri ona uyum sağlamak için kafasını oynatarak dans etmeye çalışıyor. Normalde böyle şeyleri pek yadırgamam ancak bu biraz tuhafıma gitti. Sorun kendimde mi diye düşündüm. Arkadaşıma “Sıkıntı bende mi?” diye sordum. O da benimle aynı fikirdeymiş ki ne demek istediğimi hemen anladı; “Yok. Bunlar biraz abartı” cevabını verdi.

Garibime giden şuydu: Erkek pek de o hareketler yakışan biri gibi gözükmüyordu. Fakat ‘öyle gözükmek’ için kendisini zorluyordu. Onu bu davranışa iten neydi? “Sosyal ol, gül, eğlendir” zorlaması. Evet artık sosyal ilişkiler buna bağlı. Ne kadar çok arkadaşın, tanıdığın, takipçin varsa o kadar değerlisin. Senin düşüncelerinin, karakterinin, nasıl bir insan olduğunun önemi yok! Çevrem kadar büyüksün…

BİZİ BİZ OLMAKTAN KOPARDI!

Bize bu zorbalığı yapan ‘modern hayat’ maalesef bizi biz olmaktan kopardı. Artık kim başkalarının yanında kendi gibi davranıyor? Sanki hepimiz eski çağlardaki Venedik festivalinde maskeyle dolaşıyor gibiyiz… Herkes olduğundan büyük, göründüğünden daha başarılı, daha zeki, daha güzel…

Ancak görüyoruz ki sadece çıkarlar üzerine inşaa edilmiş ilişkiler en ufak bir depremde çatırdıyor, ağır hasar oluyor, yıkılıyor. Sosyal dayatmalara karşı çıkıyorum! Yüzlercesine ne mana, etrafımdaki birkaç insan bana yetiyor. Minimize edilmiş çevremden maksimum keyif alıyorum.