Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
ABD-Çin karşılaşması süreci ve yeni ittifaklar...
0:00 0:00
1x
a- | +A

Küresel denge hızla değişiyor. Bu değişimin arkasında duygusal değil, büyük ölçüde matematiksel bir okuma var. ABD’nin ne yapmaya çalıştığına bu çerçeveden bakmak gerekiyor. Washington, kendi hinterlandını tam bir hegemonya altına alma arayışında. Güney Amerika’da yaşananlar ve yaşanması muhtemel gelişmeler, ABD açısından “arka bahçede temizlik” olarak görülüyor.

Trump’ın hamleleri de bu matematiğin bir parçası. ABD-Çin karşılaşmasına dayalı yeni jeopolitiğin inşa sürecine uzun zamandır dikkati çekiyorum. Henüz ABD ile Çin arasında açık bir hesaplaşma parantezi açılmış değil. Ancak dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan pek çok gelişme, bu büyük karşılaşmayla doğrudan bağlantılı.

Trump, almayı seven ama paylaşımın düşmanlık ürettiğini de bilen bir lider profili çiziyor. Bu nedenle ortaklıkların, çıkarlar doğrultusunda farklı yönlere kanalize edilebileceğini hesaba katıyor. Güç ve para merkezli siyasetin tarihsel bir gerçek olduğunun farkında ve bunu “yeni dünyanın paradigması” hâline getirerek, perde arkasındaki unsurları siyasetin doğal bir parçası durumuna sokuyor...

ABD-Çin karşılaşması yaklaşırken Trump, ABD’yi yeni dünya düzeninde yeniden asli aktör konumuna taşımak için ezberleri bozuyor. Önceliğini açıkça kendi arka bahçesine veriyor. Bununla birlikte ikmal yolları, ticaret hatları ve stratejik koridorlar üzerinde kurmak istediği hâkimiyet de dikkati çekiyor. Tüm bu adımlar, ABD-Çin karşılaşması öncesi hazırlık olarak okunmalı.

Bu bağlamda, Trump’ın Alaska’da Putin’le yaptığı görüşmede bazı başlıklarda uzlaşma sağlandığına dair bilgiler anlamlı. Son ana kadar pazarlık kapasitesini geniş tutma stratejisi net biçimde görülüyor. Putin’in, Trump’ı destekler nitelikteki Grönland açıklaması da bu tabloyu tamamlayan bir unsur.

Yeni ittifaklar ve yeni bir denklem şekilleniyor. ABD, bu süreçte hem ittifaklarını yeniden tanımlamayı hem de yeni bir denge kurmayı hedefliyor. İsrail’in ABD açısından zaman zaman zorluklar üreten aktöre dönüşmesi de bu denklemde not edilmesi gereken bir başlık. Ayrıca ABD içindeki “çoklu ABD” gerçeği göz ardı edilemez.

Bu noktada kritik soru şu: Trump hangi ABD’yi temsil ediyor?..

ABD içinde etkili siyonist yapıyla Trump’ın ne ölçüde uyum sağlayacağı, nerede mesafe koyacağı zamanla netleşecek. Ancak görünen o ki Trump’ın işi kolay değil. Bir yanda iç siyaset ve seçim baskısı, diğer yanda süreci mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırma isteği var. Bu nedenle “savaşları bitiren lider” söylemi yalnızca iç kamuoyuna yönelik değil, aynı zamanda yeni reel politik denklemin inşasında kullanılan stratejik bir argüman.

Büyük fotoğrafa bakıldığında net bir gerçek ortaya çıkıyor: Dünya yeniden paylaşılarak yönetilmek isteniyor...

Bu yeniden paylaşım sürecinde her aktör, pozisyonunu buna göre belirliyor.

Türkiye açısından bakıldığında ise süreci doğru okuyan, adımlarını buna göre atan ve küresel konjonktürün şartlarına kendi şartlarını ekleyerek sahaya yansıtan bir tablo görülüyor.

Türkiye, mevcut süreci doğru analiz etti. Stratejilerini doğru hesapladı. “Mümkün değil” denilen birçok başlığı mümkün hâle getirecek zemini sahada oluşturdu.

Çünkü yeni dönem, gücün doğrudan sonuç ürettiği bir dönem. Bu çerçevede Türkiye, kendi şartlarını inşa etmek için oyunu doğru kurgulayan; bu aklıyla hem dostlarına hem de rakiplerine güçlü mesaj veren bir aktör olarak öne çıkıyor...

Sevil Nuriyeva’nın önceki yazıları…

ÖNE ÇIKANLAR