Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, söylem ve eylemleriyle, yıllardır sürdürülen geleneksel yaklaşıma karşı koyma siyaseti izledi.
Ve halk, son seçimlerde gerileme görüntüsü ortaya çıksa da Paşinyan ve hükûmetine “devam” dedi.
Ermenistan’ı sosyolojik olarak analiz etme konusunda eksiklerimiz bulunuyor. Malumunuz, Paşinyan yıllardır geleneksel politikaların karşısında yer aldı. Siyasi hayatının önemli bir bölümünde, Suriye doğumlu eski Cumhurbaşkanı Levon Ter Petrosyan’ın siyasi hareketi içerisinde bulundu. Paşinyan’ın başbakanlığı öncesindeki yıllarda Ter Petrosyan, Karabağ sorununa daha ılımlı yaklaşımıyla biliniyordu.
Halep doğumlu olan ve eğitimini Sankt Petersburg ile Erivan’da alan Ter Petrosyan artık yaşlı ve aktif siyasetin dışında. Ancak Paşinyan’ın siyasi başlangıç noktasını anlamak için Ter Petrosyan dönemindeki süreci doğru okumak gerekiyor.
İktidara Karabağ kökenli ekiplerin gelişiyle birlikte Azerbaycan-Ermenistan ilişkilerinin aldığı şekli de kıyaslamak büyük önem taşıyor. Zira Ermenistan toplumu, Karabağ yenilgisine rağmen Paşinyan’ı tercih ederken aslında geçmişte yaşanan süreci de değerlendiriyor.
Ter Petrosyan, Paşinyan kadar cesur beyanlarda bulunmadı ancak daha makul bir çizgide hareket ediyordu. Buna karşılık Karabağ kökenli Ermeni siyasetçiler, kan ve işgal teorisini pratiğe geçirerek Azerbaycan topraklarını işgal ettiler.
Elbette o dönemin Azerbaycan siyasetini de okumak gerekiyor. Ayaz Mutallibov, Ebulfez Elçibey ve Haydar Aliyev liderliğindeki Azerbaycan siyaseti ile Karabağ işgali süreci birlikte ve doğru analiz edilmelidir.
İşte tam bu noktada Paşinyan’ın dersini iyi çalıştığı görülüyor. Kendi halkına aykırı gelebilecek beyanlardan çekinmiyor. Çünkü yıllardır bunun aksini söyleyen siyasetçilerin topluma kayda değer bir şey veremediğini idrak eden bir kamuoyu ile karşı karşıya.
Paşinyan, sokak siyaseti sürecini de iyi yönetti. Ermeni halkı yorgun ve bıkkın. Hâlen Azerbaycan’a ve Türkiye’ye düşmanca bakanların sayısı az değil. Ancak artık ezberleri bozan bir bakış açısı devrede. Paşinyan bu anlamda ilk örnektir. Seçim sonuçları da bu yaklaşımın halk nezdinde karşılık bulduğuna işaret ediyor.
Paşinyan’ın dengesi
Paşinyan, denge konusunda şu ana kadar itidalli bir çizgide ilerliyor. Çünkü yakın komşusu Gürcistan örneğini göz ardı etmiyor. Aynı şekilde Ukrayna modeli bir yaklaşımın Ermenistan açısından uçurum anlamına gelebileceğini de hesaba katıyor.
Bu nedenle Rusya ile Avrupa arasındaki dengeyi yakalamaya çalışacaktır. Seçimden sonra ilk ziyaret edeceği yerin Moskova, ardından Brüksel olacağı yönündeki haberler de bunun göstergesi olarak değerlendirilebilir.
Bu durum bile Paşinyan’ın Ukrayna modelini de Saakaşvili dönemi Gürcistan siyasetini de benimsemediğini gösteriyor. Paşinyan, Ankara ve Bakü ile ilişkileri düzeltme yolunu tercih ediyor. Ancak Azerbaycan ve Türkiye’nin, Ermenistan Anayasası’ndaki iddiaların çıkarılması yönündeki talepleri kritik öneme sahip.
Paşinyan bu konuda nasıl bir çözüm bulacak, parlamentoda muhaliflerden destek alabilecek mi, referanduma mı gidecek? Bunu zaman gösterecek.
Rusya ile ilişkilerde denge
Paşinyan, Ermenistan’ı Rusya ile ilişkilerde nasıl bir dengeye oturtacak?
Sadece Rusya’nın başını çektiği oluşumlarda yer almak yeterli olacak mı?
Rusya’nın Gürcistan örneğindeki politik eylemlerine yakın tarihte şahit olduk. ABD şirketleri ile Azerbaycan’ı Türkiye’ye, oradan da Avrupa’ya bağlayacak Zengezur Hattı'nın Rusya açısından ne anlam ifade ettiğini görmek zor değil.
Ancak Rusya, şu aşamada Trump ile uzlaşı yolunu tercih ediyor. Çünkü küresel ölçekteki beklentileri, yerel ölçekte bazı tavizleri beraberinde getirdi. Bunun kalıcı bir yaklaşım olup olmadığını ise orta vadede daha net göreceğiz.
Güney Kafkasya denklemi Rusya için hayati önemdedir. Ukrayna’daki tutumuna baktığımızda vazgeçme eğiliminde olmadığını görüyoruz. Bu nedenle Ermenistan konusunda zamana yayılmış bir strateji izlediği açıkça görülüyor.
Bu şartlarda Paşinyan’ın denge kurma isteğini akıllı bir yöntem olarak değerlendirebiliriz. Paşinyan, ipleri bir anda koparmanın maliyetini hesaba katıyor. Refah ve kalkınma üzerine siyaset üretiyor. Rusya’ya bağımlı ekonomik bir altyapıya sahip olan Ermenistan’ın, Rusya ile doğrudan güç yarıştırma imkânı bulunmuyor.
Bu nedenle Paşinyan tüm gücünü Bakü-Ankara hattına yöneltecektir. Rusya ile kurulacak dengenin diğer ayağını da Ankara-Bakü hattı oluşturuyor.
ABD-Rusya-Türkiye ilişkilerinin Erivan açısından da bir anlamı olduğu anlaşılıyor. Paşinyan’ın siyaset tarzı bunu gösteriyor.
Dolayısıyla Paşinyan zorlu bir süreci ve hassas bir dengeyi yönetmeye çalışıyor. Eğer bu dengeyi doğru kurabilirse, önündeki ciddi engellerin önemli bir kısmını aşmış olacaktır.

