“Görümcemin yakın komşusu ve sırdaşının vefat ettiği günün gecesinde yaşadıkları.”
Geçen yıl eylül ayının ortasına gelmiştik, kıymetli bir arkadaşımız Hamiyet'imiz kolon kanserinden vefat ettiğinde... Onu iki ay önce bir düğün yemeğinde son gördüğümde yaşamak için nasıl mücadele ettiğini anlatmıştı. Kaşları dahi dökülmüş, karnı şişmişti. Çok hâlsizdi. Hatır için yemeğe geldiğini söyledi. Yürümekte bile zorlanıyordu.
Biraz sohbet ettik. Hâlini hatırını sordum, çok mutlu oldu. Meğer onu son görüşümmüş nereden bilebilirdim ki?
Görümcemin hem yakın komşusu aynı zamanda sırdaşı da olan bu arkadaşımızın vefat ettiği günün gecesi, enteresan bir durum yaşadıklarını anlattığında benden başka birçok kişinin nedense inanmakta zorlandığı o hadiseyi sizinle paylaşmak istedim. Görümcem anlatıyor:
“Çarşamba günüydü. Hamiyet’i ziyarete gittim, durumu ağırlaşmıştı. Ateşi yükselmiş âdeta yerde çırpınıyordu. İçim sızladı; konuşacak hâli yoktu. Acile götürdük. Tatvan Devlet Hastanesine sevk ettiler. O gün yoğun bakıma yatışını yaptılar. Cuma günü kuşluk vakti vefat haberi geldi.
Gasil, defin işleri derken biz de o gün çok yorgun olarak evimize geldik. Ağlamaktan, üzüntüden başıma ağrılar girmiş bir an önce uyumak istiyordum. Yatsı namazımızı kıldıktan sonra uyuduk...
Gece uyandım lavaboya gideceğim fakat elektriklerin kesilmiş olduğunu anladım.
Mehmet'i kaldırdım:
-Kalk bana yardım et karanlık her yer korkuyorum, dedim. O da kalktı beraber lavaboya gittik. Birbirimize göz kulak olduktan sonra tekrar odamıza geldik.
Tabii ki uyanınca Hamiyet aklıma geldi, üzgün bir şekilde yatağıma uzandım, Mehmet de o sırada camdan dışarı bakıyordu:
-Aa, kız dışarıya kar yağmış Yıdız, her yer bembeyaz, dedi.
Allah Allah, o şaşkın şaşkın bakarken ben de merak ettim yanına gittim. Aman ya Rabbim kar yağmış. Beraber balkona çıktık, ağaçların dalları belki yarım metre kadar kardan eğilmişti. Duvarların üzeri bembeyaz karla örtünmüştü. Yol bembeyaz, Rümeysa'nın arabası karla kaplanmıştı. Şaşırıp kaldık âdeta nutkumuz tutuldu.
Ne kadar bakındık bilmiyorum içeriye geri girdik. Mehmet'e sordum:
-Sen hiç eylül ayında kar yağdığını gördün mü?
-Hayır görmedim, dedi.
-Ben de görmedim, dedim. Ama Allahü teâlâ isterse neden yağdırmasın ki! DEVAMI YARIN

