Osman Fazlı Efendi insanların dört kısım olduğunu bildirmiştir.
Osman Fazlı Efendi Osmanlı âlim ve evliyâsındandır. 1632’de (H.1041) Bulgaristan’da Şumnu kasabasında doğdu. İlk tahsilinden sonra İstanbul'da bulunan büyük âlim Zâkirzâde Abdullah Efendi’ye intisab ederek ilim ve tasavvufta yüksek derecelere ulaştı. Fatih’te Atpazarı’nda bir dergâh açarak talebe yetiştirdi. Sultan IV. Mehmed Han, Osman Fazlı Efendi’yi çok severdi. Zaman zaman saraya davet eder, vaaz ve nasihatlerinden istifade ederdi. Sultan II. Süleyman padişah olunca, büyük bir kargaşa oldu. Seyyid Osman bu kargaşalığın ortadan kalkması için dua etti. Bu dua bereketi ile Allahü teâlâ belayı kaldırdı. Devlet işlerini düzeltme hususunda şöhret sahibi oldu. Devlet işlerindeki tesiri gittikçe artan Osman Fazlı Efendi’yi, devletin ileri gelenlerinden bazıları çekemediler. Sultan’a, verdiği bir vaaz yüzünden şikâyet ettiler. Çeşitli entrikalar çevirerek Magosa'ya gönderilmesini sağladılar. 1691 (H.1102) senesinde Kıbrıs'ın Magosa şehrinde vefat etti.
Talebesi İsmâil Hakkı Bursevî hazretleri, hocasından naklederek der ki; "İnsanlar dört kısımdır: 1. Zikir, fikir, maksat, niyet ve himmetleri sırf dünyadır. Bunlar kâfirler ve onlara tabi olanlardır. Sırf fâni olan dünya nimetleriyle nasibdâr olmuşlardır. 2. Dillerinin ifadesine nazaran ahiret ehli gibi görünürlerse de, bunların içten maksat ve niyetleri yine evvelkiler gibi tamamen dünyaya yönelmiştir. Bunlar münafıklardır. Önceki kısımdan çok aşağıdır. Bunlardan çok korkulur. Şeklen ahiret ehli gibi görünürler. Fakat manen Allah'tan yüz döndürmüşlerdir. Niyet ve himmetleri hep dünyadır. Bunların imanının zevalinden, kaybolmasından pek korkulur. Zira ibadetten maksat İslam, iman mertebelerinin tamamıyla, ihsan mertebesine, Allahü teâlâyı görür gibi ibadet etme şerefine ulaşmaktır. Bu mertebelere kavuşmak için çalışmamak ve bu hususta kusur ve ihmalde bulunmak, cenâb-ı Hak'tan elindeki nimetin kaybolmasını istemektir. 3. Zikir, fikirleri, ahiret ve kalplerindeki niyet ve himmetleri de ahirettir. Bunlar umum müminlerdir. 4. Zikir ve fikirleri, düşünceleri ahiret ve kalplerindeki niyet ve himmetleri de odur ki bunlar mukarreblerdir. Mukarrebler, Allahü teâlâ için olmayan her şeyden sakınırlar. Din için niyet etmedikçe hareket etmezler. Her sözleri Allah içindir."

