Alkollü içki içmek, kumar oynamak, anaya, babaya âsî olmak, Müslümanların kalbini kırmak, rızası olmadan malını almak haramdır.
Molla Atâullah Efendi Osmanlı âlim ve evliyasından olup Sultan İkinci Selim Han’ın hocasıdır. İzmir'e bağlı Ödemiş kazasının Birgi kasabasındandır. 1571 (H.979) senesinde İstanbul'da vefat etti. Zamanın büyük alimlerinden ilim tahsil etti. İstanbul’a giderek Sultan İkinci Selim Han’ın teveccühünü kazandı ve hocası oldu. Fıkıh, tefsir ve diğer ilimlere dair bazı eserler tasnif etmiştir. Hidâye isimli meşhur fıkıh kitabının baş tarafına tâlîkâtı meşhurdur. Bu eserinde şöyle nakleder:
Ef'âl-i mükellefîn, yani Müslüman’ın yapması lazım olan şeyler, sekizdir: Farz, vacip, sünnet, müstehap, mubah, haram, mekruh, müfsit. Farzlar ve haramlar, Allahü teâlâ tarafından, Kur'ân-ı kerimde açıkça bildirilmişlerdir. Bir ibadetin farzlarından biri terk edilirse, o ibadet sahih olmaz. Bilmeyerek terk edilince de, sahih olmaz. Bilerek terk edince, günah da olur. Sünneti yapmanın sevabı, farzın sevabından azdır. Sünneti bilerek terk etmek günah olmaz. Azap yapılmaz. Azarlanır. Gayri müekked sünnete, müstehap ve mendûb da denir. Bunu yapmak, sevap olur. Yani, Cennet nimetine kavuşur. Bilerek yapmamak, günah olmaz. Nafile ibadet, yani emrolunmamış bir ibadeti yapmak, müstehaptır. Mubah, yapması veya yapmaması, sevap veya günah olmayan şeydir. Yemesi haram olmayan şeyleri, doyuncaya kadar yemek, içmek mubahtır. Doyduktan sonra yemek, içmek haramdır. Haramdan kaçınmak sevaptır. Farzı yapmaktan da çok sevaptır. Mekruh işlemek de günahtır. Harama helal diyen kâfir olur. Alkollü içki içmek, kumar oynamak, anaya, babaya âsî olmak, yani, haram olmayan emirlerini yapmamak, Müslümanların kalbini kırmak, rızası olmadan malını almak haramdır. Mekruha helal diyen kâfir olmaz. (Hanefî’de) Midye, istiridye, ıstakoz yemek, abdestte ve gusülde suyu israf etmek mekruhtur. Sünnet deyince, müekked sünnet anlaşılır. Mekruh deyince, tahrîmi olan mekruh anlaşılır. Ödünç istemek, mubahtır. Ödünç vermek, müstehaptır. Borç ödemek farzdır. Borçlu fakiri sıkıştırmamak vaciptir. Lazım olan din bilgilerini öğrenmek, kadınlara da farzdır. Başkalarına öğretecek kadar fazla öğrenmek, farz-ı kifâyedir. Daha çok öğrenmek mendûbdur. İlmi ile öğünmek, mekruhtur. Bey'ın şartlarından olmayıp da, alıcı ve satıcıdan birine faydası olan bir şeyi şart ederek yapılan satış fâsid olur, haram olur. Her insana ilk farz olan şey, iman etmesidir.

